HABERLER/ 4703 SAYILI ÜRÜNLERE İLİŞKİN
TEKNİK MEVZUATIN HAZIRLANMASI VE UYGULANMASINA DAİR KANUN
(ÇERÇEVE
KANUN)

Resmi Gazete tarih ve sayısı:
11 Temmuz 2001 - 24459
Yürürlük tarihi:
11 Ocak 2002
İÇİNDEKİLER
Giriş
Kanun
Metni
Kanun’un hazırlanma
nedenleri ve AB teknik mevzuat uyumu içindeki yeri
Kanun’un
düzenlediği konular
Kanun’a dair
açıklama
Kanun’un madde
gerekçeleri
Kanun’un uygulama
Yönetmelikleri
Kanun hakkında soru
ve cevaplar
Kanun hakkında
görsel sunuş
GİRİŞ:
Bilindiği üzere, 20 nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren hız
kazanan Dünya ticaretindeki serbestleşme hareketleri çerçevesinde gümrük
vergileri, fon, miktar kısıtlamaları gibi engellerin kaldırılması sonucu
korumacı politika uygulama imkanlarını büyük ölçüde kaybeden ülkeler, bu defa,
insan sağlığı ve emniyeti, çevre, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı ile
tüketicinin korunması gibi gerekçelerle yaratılan teknik engelleri kullanmaya
başlamışlardır.
Ülkemizin özellikle gelişmiş ülkelere yaptığı
ihracatta karşılaştığı bu gibi teknik engeller, son yıllarda serbest dolaşımın
sağlanması hedefine ulaşmadaki en büyük problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu
itibarla, serbest ticaret ortamı içerisinde ihracatımızda beklenilen ve arzu
edilen atılımın gerçekleştirilmesi açısından, teknik mevzuatımızın ve
uygulamalarının gelişmiş ülkelerdekine paralel bir şekilde düzenlenmesi büyük
önem taşımaktadır.
Ülkeler, teknik düzenlemelerin, standartların ve
uygunluk değerlendirme yöntemlerinin uyumlaştırılmasının, söz konusu teknik
engellerin aşılmasında en önemli araç olduğunu dikkate alarak , global ve
bölgesel entegrasyon anlaşmaları vasıtasıyla bu uyumu en geniş anlamda sağlamaya
çalışmaktadırlar
Durum böyle iken, Türkiye ile AB arasında Gümrük
Birliği tesis eden anlaşma bir diğer ifadeyle 1/95 sayılı OKK 1996
yılı başında uygulamaya girmiş ve bu karar çerçevesinde, taraflar arasında
ürünlerin serbest dolaşımının sağlanabilmesi için gümrük vergilerinin, miktar
kısıtlamalarının ve eş etkili tedbirlerin kaldırılmasının yanısıra, Türkiye’nin
AB’nin ticarette teknik engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik mevzuatına
uyum sağlamasını da öngörmüştür.
Bu kapsamda uyumlaştırmakla yükümlü olduğumuz AB
teknik mevzuatının listesi ayrı bir OKK ile belirlenmiştir. Sözkonusu liste,
oyuncaklardan motorlu araçlara, kozmetiklerden tekstil ürünlerine kadar oldukça
geniş bir ürün yelpazesine dair AB teknik düzenlemelerini içermektedir.
AB tam
üyeliğine adaylık statüsü kazanmamızı müteakiben kabul edilen Katılım Ortaklığı
Belgesi ve Ulusal Program çerçevesinde uyumlaştırılacak teknik düzenlemelerin
kapsamı daha da genişlemiştir.
Uyumlaştırmakla yükümlü olduğumuz AB teknik
düzenlemelerinin ortak temel hükümler çerçevesinde uygulanabilmesini sağlamak ve
standardizasyon sistemimizin AB sistemine paralel hale getirilmesini temin etmek
amacıyla Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından hazırlanan ve Çerçeve Kanun adıyla
da anılan 4703 sayılı "Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve
Uygulanmasına Dair Kanun" 11 Temmuz 2001 tarih ve 24459 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanmıştır. 11 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girecek olan Çerçeve Kanun’a
ait beş adet uygulama yönetmeliğinin de önümüzdeki günlerde gerekli yasal
prosedürün tamamlanmasını müteakip yayımlanması hedeflenmektedir.
Kanun’un hazırlanma nedenleri ve
AB teknik mevzuat uyumu içindeki yeri:
AB’nin ortak düzenlemeler getirmesinde iki temel
amacın maksimize edilmesi
hedeflenmektedir.
- Ürün güvenliği
- Ürünlerin Serbest Dolaşımı
Her ne kadar münferit AB teknik mevzuatı birinci
amaca yönelik hükümleri genelde bünyesinde barındırıyor, dolayısıyla Türkiye’nin
herhangi bir AB teknik mevzuatını uyumlaştırması suretiyle bu amacın sağlanması
mümkün görünüyor olsa da, AB mevzuatının bulunmadığı alanlarda da ürün güvenliği
amacından feragat etmeksizin ulusal mevzuat geliştirilmesi gereği ortaya
çıkmıştır. Bu gereği yerine getirmek ve genel olarak tüm ürünlerin güvenliğine
yönelik asgari hükümlerini tek bir hukuki metinde toplamak üzere 4703 sayılı
Kanun hazırlanmıştır.
İkinci amacın gerçekleştirilmesinde en önemli
unsur, Türkiye’nin
AB’nin teknik mevzuatının uyumlaştırılması taahhüdü gereğince münferit
AB teknik mevzuatının uyumlaştırılmasıdır ve bu görev, faaliyet alanlarına göre
uyumlaştırma çalışmalarını yürütmekte olan kamu kurum ve kuruluşlarınındır. 4703
sayılı Kanunun hiçbir yerinde açık olarak malların serbest dolaşımı hedefine
yönelik hüküm yer almasa da, Kanunun bu amaç kapsamında örtülü bir işlevi
bulunmaktadır. Zira Kanun, AB’nin, yukarıda zikredilen iki temel amaca optimal
olarak ulaşmak üzere geliştirdiği Yeni Yaklaşım ve Global Yaklaşım
çerçevesindeki, Türkiye’de halihazırda mevcut olmayan mekanizmanın temel unsur
ve kurallarını hukuk sistemimize kazandırmaktadır.
Kanun'un düzenlediği
konular:
- ürünlerin piyasaya arz koşullarını,
- üretici ve dağıtıcıların yükümlülüklerini,
- piyasa gözetimi ve denetimini,
- güvenli olmayan ürünlerin piyasaya arzının yasaklanmasını,
toplatılmasını veya bertarafını,
- uygunluk değerlendirme faaliyetlerinde bulunacak olan test,
muayene ve belgelendirme kuruluşlarının çalışma usul ve esaslarını,
- uygulanacak müeyyideleri,
- uygulamalarla ilgili olarak, AB Komisyonuna, AB üyesi
ülkelere ve diğer AB kuruluşlarına yapılması öngörülen bildirimleri
KANUNA DAİR AÇIKLAMA:
Çerçeve Kanun ile belirlenen ürünlerin piyasaya
arz koşulları “ilgili teknik düzenlemeye uygunluk” ve “güvenli
olmak” şeklinde özetlenebilir. Diğer bir ifadeyle piyasada yer alacak tüm
ürünler, Kanun metninde “yetkili kuruluşlar” olarak tanımlanan ilgili kamu
kuruluşlarınca hazırlanan düzenlemelere uygun olmak ve güvenli olmak
durumundadır.
Bu husus, ilk defa “Çerçeve Kanun” ile birlikte tek bir çatı
altında ve ortak prensipler çerçevesinde tüm ürünler için
düzenlenmektedir.
Anılan Kanun’un amaçları doğrultusunda güvenli
ürün; insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı,
çevre ve tüketicinin korunması bakımından azami ölçüde koruma sağlayan üründür.
Üreticiye düşen temel sorumluluk, piyasaya arz edeceği ürünü ilgili kamu
kuruluşunun hazırladığı teknik düzenlemeye uygun üretmektir. Çünkü aksi
ispatlanana kadar, teknik düzenlemesine uygun ürünün güvenli bir ürün olduğu
varsayılmaktadır.
Avrupa Birliği teknik düzenlemelerinin uyum çalışmaları
ilerledikçe, ülkemiz üreticilerinin uymakla yükümlü olduğu teknik düzenlemeler,
AB üyesi ülkelerdeki üreticilerin uymakla yükümlü olduğu teknik düzenlemelere
paralel hale gelecektir. Bu da, bugüne kadar yalnızca AB’ye ihraç edilen
ürünlerin taşıdığı özelliklerin ve “CE” işareti gibi uygunluk işaretlerinin
zaman içinde ülkemiz piyasasına arz edilecek ürünler için de zorunlu olması
anlamına gelecektir.
Çerçeve Kanun ile hukuki altyapısı kurulan ve
ilgili kamu kuruluşlarınca uyumlaştırılarak yürürlüğe girecek olan AB teknik
düzenlemelerinin büyük bölümünde uygunluk değerlendirme kuruluşu veya onaylanmış
kuruluşa başvurma zorunluluğu getirilmektedir.
Bu zorunluluk, ilgili kamu
kuruluşları tarafından uyum çalışmaları tamamlandıkça ülkemiz üreticileri için
de geçerli hale gelecektir. AB’nin bu yapılanması ile hedeflenen, piyasaya arz
edilecek ürünlerin teknik düzenlemelere uygun olup olmadığının öncelikle
bağımsız ve tarafsız olan bu kuruluşlarca denetlenmesini sağlamak ve piyasaya
güvensiz ürün sunulması ihtimalini mümkün olduğunca en aza
indirmektir.
Bu Kanun’un en önemli amacı, yerli ve ithal
ürünler itibarıyla piyasaya arz edilen yeni, eski ve kullanılmış tüm ürünlerin
güvenli olmasını sağlamak olduğu için, ilgili bir teknik düzenlemesi bulunmayan
ürünlerin güvenliğini sağlamak konusunda dikkate alınacak hususlara da Kanun’da
yer verilmiştir.
Çerçeve Kanun devletin yükümlülüklerini şu
şekilde belirlemektedir:
- Öncelikle ürün ile ilgili kamu kuruluşu, söz konusu sektörde
üretim yapan üreticilerin, ürünün tüketiciler ve risk altındaki diğer
varlıklar açısından azami güvenlik sağlayacak şekilde üretilmesi için
uymaları gereken kuralları belirlemektedir. Buradaki önemli unsur,
üreticilerin uyacakları kurallar bütününün, yani teknik mevzuatın büyük ölçüde
AB teknik müktesebatı olmasıdır. Bu durum ilk bakışta, hem tüketim kalıpları
hem de gelir seviyesi Türkiye’ninkinden oldukça farklılık gösteren AB
tüketicilerine göre hazırlanmış teknik mevzuatın Türkiye’de uygulanmasının ne
derece gerçekçi olacağı sorusu makul gibi görünse de, teknik mevzuat uyumunun
esas can alıcı noktası uyulması gereken teknik kriterlerin yüksekliğinde
ziyade, söz konusu teknik mevzuatın getirdiği sistematiğin rasyonel olmasıdır.
Bu itibarla, üretim ve denetim sisteminin rasyonelleşmesinin getireceği
maliyet düşüşlerinin kısa vadede ortaya çıkacak sistem dönüşümü maliyet
artışını uzun vadede telafi edeceği düşünülmektedir.
- Devletin ikinci yükümlülüğü, halihazırda uygulanmakta olan
sistemde ya çok zayıf bir şekilde uygulanan, ya da hiç uygulanmayan ürünün
piyasaya arzı öncesi denetiminin, üçüncü taraf uygunluk değerlendirmesi
yöntemiyle ihdas edilmesi ve etkinliğinin artırılmasıdır. Aslında, getirilen
yeni sistemin kilit noktası da budur. Söz konusu piyasaya arz öncesi denetim
sistemini, koruyucu hekimliğe benzetebiliriz. Bilindiği gibi koruyucu hekimlik
tedavi edici hekimlikten çok daha ucuz ve etkindir. Çerçeve Kanun’un olanaklı
kıldığı sistem ile, devlet ürünün piyasaya arz edilmeden önce etkin bir
şekilde denetimini üçüncü taraf değerlendirme kuruluşu olarak nitelendirilen
uygunluk değerlendirme kuruluşları/onaylanmış kuruluşlar aracılığıyla
yapabilecektir. Böylece, güvenli olmayan ürünlerin tüketicilere ulaştıktan
sonra yol açtıkları zararların ortadan kaldırılması için yapılacak
harcamalarda bir azalma söz konusu olacak ve tüketicilere güvensiz ürünlerin
gitmesini engelleyebilmenin bir diğer yolu olan piyasaya arz sonrası gözetim
ve denetim faaliyetleri için devletin üzerine binen mali yükün makul
seviyelerde tutulması mümkün olacaktır.
- Nihayet devletin son yükümlülüğü, ürün piyasaya arz
edildikten sonra yapacağı gözetim ve denetim faaliyetleridir. Mevcut
sistemde gerçekleştirilen denetimler, piyasaya arz öncesi denetim söz konusu
olmadığı için çok daha kilit bir işleve sahip olması gerekirken, maalesef ülke
ekonomisinin büyüklüğü ve kamu kaynaklarının yetersizliği nedeniyle gereken
şekilde yerine getirilememektedir. Çerçeve kanunun mümkün kıldığı piyasaya arz
öncesi denetim yetkisinin üreticiden ve tüketiciden bağımsız üçüncü taraf
denetiminin getireceği rahatlama, ilgili kamu kuruluşlarının piyasaya arz
sonrası gözetim ve denetim faaliyetlerinde, daha çok, riskli ürünler ve
güvensiz ürüne rastlama sıklığının istatistiksel olarak daha belirgin olduğu
ürünler veya sektörlere odaklanmasını sağlayacaktır. Böylece,
tüketicilerimizin denetimden geçmemiş ürün kullanma ihtimali ortadan
kalkacaktır.
Çerçeve Kanun, piyasadaki diğer bir aktör olan
üreticilerin hak ve yükümlülüklerini de şöyle belirlemiştir:
- Üretici piyasaya mutlaka güvenli ürün arz etmek
zorundadır. Ürünün güvenli olması için uyması gereken kuralların ilgili
kamu kuruluşlarınca belirlenmesi zorunluluğu her ne kadar Çerçeve Kanun ile
getiriliyor olsa da, devletin kural belirlemediği ürünleri üreten üreticilerin
de güvenli ürün üretme yükümlülüğünün devam etmesi, Çerçeve Kanunun getirdiği
en önemli yeniliklerden birisidir. Üreticilerin sorumluluğu tek bir şartla,
devlet tarafından konulan kuralların bizatihi ürünün güvensizliğinin nedeni
olması durumunda ortadan kalkmaktadır.
- Üretici güvenli ürün üretirken, ilgili teknik mevzuat izin
veriyorsa/zorunlu kılıyorsa üçüncü taraf değerlendirmesine tabi olmayı
seçebilir ama ürün güvensizliğinin nihai sorumlusu, ürünün güvensizliği
uygunluk değerlendirme işleminden kaynaklanıyor olsa da, üreticidir. Ancak,
yanlış/eksik uygunluk değerlendirmesinden kaynaklanan güvensizlikten dolayı
üreticinin mağdur olması durumunda, üreticinin zararını tazmin etme hakkı
saklıdır.
- Halihazırda uygulanmakta olan sistemin odak noktası olan
mevzuata uygun üretim yapılmaması durumunda uygulanacak müeyyideler,
Çerçeve Kanun’da da düzenlenmiştir ancak, bu müeyyideler sistemin belkemiği
değildir. Üreticinin cezalandırılması konusu Çerçeve Kanun’da mevcut mevzuatta
herhangi bir müeyyide öngörülmüyorsa devreye girmektedir.
- Üreticilerin güvenli üretim yapmalarını zorlayacak ve
tüketicilerin güvenliğini maksimize edecek en önemli unsur ise, güvensiz
ürünün piyasaya arz sonrası gözetim ve denetim esnasında tespit edilmesi
durumunda, ürünü satın almış ve kullanmakta olan tüketicilerin, ürünün
taşıdığı güvensizlik unsurlarından haberdar edilmesi yükümlülüğünün
üreticilere verilmesi, bu çerçevede üreticinin basın yayın organlarında
güvensiz ürün ürettiğini ilan edecek olmasıdır. Bu durum, doğal olarak,
üreticilerin ticari itibar kaybı riskini göze alamayacakları için üretim
esnasında azami dikkati göstermelerine vesile olacaktır. Ayrıca, ilgili kamu
kurumlarının denetimleri esnasında güvensiz bulunan ürünlerin piyasadan
toplatılması, güvensizliklerinin giderilmesi ve gerekiyorsa imha edilecek
olmaları da oldukça pahalı süreçler olduğu için, üreticinin teknik mevzuata
uyum için azami dikkati göstermelerini sağlayacaktır.
Piyasadaki bir diğer aktör olan uygunluk
değerlendirme kuruluşlarının yükümlülükleri de şöyle
belirlenmiştir:
- Uygunluk değerlendirme kuruluşları ilgili kamu kuruluşları
tarafından belirlenecek kurallar çerçevesinde, kamu adına piyasaya arz
öncesi denetim görevini üstleneceklerdir. Bu görevlerini ifa ederlerken,
üretici ve tüketiciye eşit mesafede duracaklar ve ilgili kamu kuruluşu
tarafından yetkilendirildikleri andaki teknik ve idari özelliklerini görev ifa
ettikleri sürece muhafaza etmek zorunda kalacaklardır.
- Eğer uygunluk değerlendirme kuruluşları uygunluk
değerlendirme faaliyetlerini kurallara uygun bir şekilde yerine getirmezlerse
ilgili kamu otoritesi tarafından idari para cezasına çarptırılacaklar
ve fiilin ağırlığına göre uygunluk değerlendirme faaliyetlerinden men
edilmeleri söz konusu olabilecektir.
- Çerçeve Kanun ile getirilen piyasaya arz öncesi uygunluk
değerlendirmesi sistemi mutlaka bir maliyet artışına sebep olacaktır. Bu
maliyet artışı özellikle sadece veya büyük oranda iç piyasa için üretim yapan
üreticiler üzerinde kendini hissettirecektir. Çeşitli hesaplamalara göre,
örneğin makinalarda, uygunluk değerlendirme işleminin önemli bir bileşeni olan
teknik dosyanın hazırlanması bile birim ürün başına yüzde beşlik bir maliyet
artışına neden olacaktır. Çünkü bahsolunan teknik dosyanın hazırlanması için
mutlaka mühendislik bilgisi gerekmekte ve ne ölçekte olursa olsun,
üreticilerin mühendis istihdam etme zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Üretimin
mevzuata uygunluğunun üçüncü taraflarca kontrolünün zorunlu olduğu ürün ve
sektörlerde sözkonusu maliyet artışına bir de uygunluk değerlendirme
kuruluşuna ödenmek zorunda kalınacak ücret eklenince, üretimde ciddi bir
maliyet artışı sözkonusu olacaktır. Bütün bunlara, Türkiye’de henüz bir
akreditasyon sisteminin tam olarak teşekkül etmemesi, dolayısıyla ülkemizde
halihazırda faaliyet göstermekte olan uygunluk değerlendirmesi kuruluşu
adaylarının yeterliliklerinin nesnel kıstaslara göre değerlendirilmesinin
kolay olmaması nedeniyle, sözkonusu uygunluk değerlendirme hizmetinin
yurtdışından satın alınması eklendiğinde, üreticilerimizin karşı karşıya
kalacakları zorlukların boyutunu tahmin etmek zor olmayacaktır. Ancak,
üretimde böyle bir sistematiğin peyderpey devreye girmesi, Çerçeve Kanun ile
zorunlu kılınmayan mühendis istihdamının zımnen mecburi hale gelecek olması,
kısa vadeli maliyet artışlarına neden olacak olmakla birlikte, uzun vadede
üretimde standardizasyonun ve rasyonalizasyonun getireceği verimlilik
artışlarıyla telafi edilecektir. Ayrıca, AB sistemine göre yapılan bir üretim
sonucunda elde edilen ürünlerin mezkûr pazara girmesi kolaylaşacağı için,
şimdiye kadar sadece iç pazarla yetinmek zorunda kalan üreticilerin
pazarlarının çeşitlenmesine neden olabilecektir.
KANUN MADDE GEREÇLERİ:
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam ve Tanımlar
Amaç
Madde 1-Bu Kanunun amacı; ürünlerin piyasaya arzı,
uygunluk değerlendirmesi, piyasa gözetimi ve denetimi ile bunlarla ilgili olarak
yapılacak bildirimlere ilişkin usul ve esasları belirlemektir.
Gerekçe: Bu
Kanun’un amacı, ülkemizin dünya piyasalarına ve dış ticaretimizin yaklaşık
yarısını gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği (AB)’ne tam entegrasyonu ile Dünya
Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması eki Ticarette Teknik Engeller Anlaşması ve
AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin son dönemine ilişkin kuralları belirleyen 1/95
sayılı Ortaklık Konseyi Kararı çerçevesindeki taahhütlerimizin yerine
getirilmesini sağlamaya yönelik olarak; ürünlerin piyasaya arz koşullarını,
uygunluk değerlendirmesi olarak anılan ürünün ilgili teknik düzenlemesine uygun
ve güvenli olup olmadığının test edilmesine ve belgelendirilmesine ilişkin
esasları, piyasa gözetimi ve denetimi ile AB Komisyonu ve AB üyesi ülkelere
yapılacak bildirimlere ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Uluslararası
kuralların ve AB’nin bu konudaki mevzuatının öngördüğü sistemin ülkemizde de
tesisini sağlamak üzere yasal bir zemin oluşturmayı amaçlayan bu Kanun ayrıca,
yürürlükteki mevzuatımızın yukarıda belirtilen hususlardaki eksikliklerinin veya
farklılıklarının giderilmesine imkan tanıyacak ortak temel kuralları da
belirlemektedir.
Kapsam
Madde 2- Bu Kanun; ürünlerin piyasaya arz
koşullarını, üretici ve dağıtıcıların yükümlülüklerini, uygunluk değerlendirme
kuruluşlarını, onaylanmış kuruluşları, piyasa gözetimi ve denetimini, ürünün
piyasaya arzının yasaklanmasını, toplatılmasını, bertarafını ve bunlarla ilgili
olarak yapılacak bildirimleri kapsar.
Gerekçe: Bu Kanun,
ürünlerin piyasaya arz koşullarını ve bu koşulların yerine getirilmesi hususunda
üretici ve dağıtıcıların yükümlülüklerini; yetkili Bakanlık ve kamu
kuruluşlarınca yapılacak veya bunlar tarafından yaptırılacak piyasa gözetimi ve
denetimini; teknik düzenlemesine uygun olmayan veya güvenli olmayan ürünle
ilgili olarak alınacak tedbirler ve ilgililer hakkında uygulanacak müeyyideleri
kapsar.
Diğer taraftan, uygunluk değerlendirme kuruluşları
ve onaylanmış kuruluşlar ile yukarıda ifade edilen hususlarla ilgili olarak
uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan taahhütlerimiz çerçevesinde ilgili
taraflara yapılacak bildirimler de bu Kanun kapsamında yer
almaktadır.
Tanımlar
Madde 3- Bu Kanunda geçen;
a) Müsteşarlık: Dış Ticaret
Müsteşarlığını,
b) Komisyon : Avrupa Birliği
Komisyonunu,
c) Ürün: Piyasaya arz edilmesi hedeflenen tüm
ürünleri,
d) Son ürün: İlgili teknik düzenlemeye uygunluğu
gösteren aynı belgeler kapsamındaki ürünlerden piyasaya en son arz
edileni,
Son ürün; üretici tarafından veya uygunluk
değerlendirme kuruluşu yada onaylanmış kuruluş tarafından düzenlenen ilgili
teknik düzenlemeye uygunluğu gösteren uygunluk belgesi kapsamındaki seri üretime
konu bir ürününün seri üretiminin durdurulması durumunda, üretim bandından en
son çıkan üründür. Ayrıca, sözkonusu uygunluk belgesi kapsamındaki ürün üzerinde
yeniden uygunluk değerlendirmesine tabi tutulmasını gerektirecek bir değişiklik
yapılması halinde, bu değişiklik yapılmadan önce üretim bandından en son çıkan
ürün de son ürün olarak değerlendirilir.
e) Güvenli ürün: Kullanım süresi içinde, normal
kullanım koşullarında risk taşımayan veya kabul edilebilir ölçülerde risk
taşıyan ve temel gerekler bakımından azami ölçüde koruma sağlayan
ürünü,
f) Temel gerekler: Ürünün; insan sağlığı, can ve
mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı, çevre ve tüketicinin korunması
açısından sahip olması gereken asgari güvenlik koşullarını,
g) Üretici: Bir ürünü üreten, imal eden, ıslah
eden veya ürüne adını, ticari markasını veya ayırt edici işaretini koymak
suretiyle kendini üretici olarak tanıtan gerçek veya tüzel kişiyi; üreticinin
Türkiye dışında olması halinde, üretici tarafından yetkilendirilen temsilciyi
ve/veya ithalatçıyı; ayrıca, ürünün tedarik zincirinde yer alan ve
faaliyetleri ürünün güvenliğine ilişkin özelliklerini etkileyen gerçek veya
tüzel kişiyi,
h) Dağıtıcı: Ürünün tedarik zincirinde yer alan ve
faaliyetleri ürünün güvenliğine ilişkin özelliklerini etkilemeyen gerçek veya
tüzel kişiyi,
i) Standart: Üzerinde mutabakat sağlanmış olan,
kabul edilmiş bir kuruluş tarafından onaylanan, mevcut şartlar altında en uygun
seviyede bir düzen kurulmasını amaçlayan, ortak ve tekrar eden kullanımlar için
ürünün özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji,
sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirmesi
işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ve uyulması ihtiyari olan
düzenlemeyi,
j) Teknik düzenleme: Bir ürünün, ilgili idari
hükümler de dahil olmak üzere, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri,
bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve
uygunluk değerlendirmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ve
uyulması zorunlu olan her türlü düzenlemeyi,
k) Piyasaya arz: Ürünün, tedarik veya kullanım
amacıyla bedelli veya bedelsiz olarak piyasada yer alması için yapılan
faaliyeti,
l) Yetkili kuruluş: Ürünlere ilişkin mevzuat
hazırlamaya ve yürütmeye yasal olarak yetkili bulunan ve bu Kanun hükümlerini
kendi görev alanına giren ürünler itibarıyla uygulayacak olan kamu kurum veya
kuruluşunu,
m) Uygunluk değerlendirmesi: Ürünün, ilgili teknik
düzenlemeye uygunluğunun test edilmesi, muayene edilmesi ve/veya
belgelendirilmesine ilişkin her türlü faaliyeti,
n) Uygunluk değerlendirme kuruluşu: Ürünün, ilgili
teknik düzenlemeye uygunluğunun test edilmesi, muayene edilmesi ve/veya
belgelendirilmesine ilişkin faaliyette bulunan özel veya kamu
kuruluşunu,
o) Onaylanmış kuruluş: Test, muayene ve/veya
belgelendirme kuruluşları arasından, bir veya birden fazla teknik düzenleme
çerçevesinde uygunluk değerlendirme faaliyetinde bulunmak üzere, yetkili kuruluş
tarafından belirlenerek, bu Kanunda ve ilgili teknik düzenlemede belirtilen
esaslar çerçevesinde yetkilendirilen özel veya kamu kuruluşunu,
p) Uygunluk işareti: Bir ürünün, ilgili teknik
düzenlemede yer alan gereklere uygun olduğunu ve ilgili tüm uygunluk
değerlendirmesi işlemlerine tabi tutulduğunu gösteren işareti,
r) Modül: İlgili mevzuat gereğince, ürünün
taşıdığı risklere göre hangi uygunluk değerlendirmesi işlemlerine tabi
tutulacağını gösteren yollardan her birini,
Modül, AB’nin 1985 yılından itibaren uygulamaya
koyduğu, yeni yaklaşım politikası kapsamındaki ürünlerin uygunluk
değerlendirmesinin yapılmasında takip edilecek metotlardır. Modüler sistem
olarak da anılan bu sistemde sekiz farklı modül vardır. Üreticiye tercih imkanı
da bırakan bu sisteme göre, ilgili teknik düzenlemenin öngördüğü koşullar
çerçevesinde bu metotlardan biri veya birkaçı üretici tarafından takip edilerek
uygunluk değerlendirmesi gerçekleştirilir. Modüler sistem uygunluk
değerlendirmesinin üretici tarafından yapılabileceğini öngördüğü gibi, bunun bir
uygunluk değerlendirme kuruluşu yada onaylanmış kuruluş tarafından
gerçekleştirilmesini de şart koşabilmektedir. Bu değerlendirme bazı modüllere
göre tasarım aşamasında bazı modüllere göre ise üretim aşamasında
yapılabilmektedir.
Yüksek risk taşıyan ürünlerde bir uygunluk
değerlendirme kuruluşu yada onaylanmış kuruluşa başvurulması
istenmektedir.
s) Piyasa gözetimi ve denetimi: Yetkili kuruluşlar
tarafından, ürünün piyasaya arzı veya dağıtımı aşamasında veya ürün piyasada
iken ilgili teknik düzenlemeye uygun olarak üretilip üretilmediğinin, güvenli
olup olmadığının denetlenmesi veya denetlettirilmesini,
t) İyi uygulama kodu: İlgili sektördeki mevcut
teknoloji düzeyi ve bilimsel kriterler çerçevesindeki sağlık ve güvenliğe
ilişkin uygulama esaslarını
ifade eder
İKİNCİ BÖLÜM
Ürünlere İlişkin Teknik Düzenlemeler, Ürünlerin
Piyasaya Arzında Üreticilerin ve Dağıtıcıların Yükümlülükleri
Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler.
Madde 4- Ürünlere ilişkin teknik düzenlemeler
yetkili kuruluşlar tarafından hazırlanır.
Gerekçe: Ülkemizde
halihazırda ilgili Bakanlıklar, görev ve teşkilat kanunlarıyla kendi yetki
alanlarında olan sektörler ve ürünlerle ilgili olarak teknik mevzuat
hazırlamakta ve uygulamaktadır. Bu madde ile, gerek AB mevzuatına uyum
çerçevesinde gerekse ulusal düzenlemeler kapsamında ürünlerle ilgili olarak
hazırlanması gereken teknik mevzuatın yine söz konusu yetkili kuruluşlar (ilgili
Bakanlıklar veya diğer kamu kuruluşları) tarafından hazırlanacağı hükme
bağlanmaktadır. Örneğin, gıda maddeleriyle ilgili teknik düzenlemeleri
hazırlamaya Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı, makinalar ve
asansörlerle ilgili teknik düzenlemeleri hazırlamaya Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı, kişisel korunma donanımları ile ilgili teknik düzenlemeleri
hazırlamaya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkili
bulunmaktadır.
Ürünlerin piyasaya arzında üreticilerin ve
dağıtıcıların yükümlülükleri
Madde 5- Piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin
ilgili teknik düzenlemeye uygun olması zorunludur. Bu hüküm, kullanılmış olmakla
birlikte değişiklik yapılarak piyasaya tekrar arz edilmesi hedeflenen ürünler
ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler dışındaki ülkelerden ithal edilen eski ve
kullanılmış ürünlere de uygulanır.
Gerekçe: Bu madde ile
mevcut uygulamaya paralel olarak, gerek yurt içinde üretilmiş gerek ithal
edilmiş olsun, piyasaya arz edilecek tüm yeni ürünlerin teknik düzenlemesine
uygun olması zorunlu tutulmuştur.
Kullanılmış olmakla birlikte değişiklik yapılarak
piyasaya tekrar arz edilmesi hedeflenen ürünler ile AB üyesi ülkeler dışındaki
ülkelerden ithal edilen eski ve kullanılmış ürünlerin de piyasaya arz anlamında
yeni ürün olarak kabul edilmesi gerektiğinden, bu ürünlerin de teknik
düzenlemesine uygun olması koşulu aranmaktadır. Bu hüküm ile, yerli
üreticilerimizin haksız rekabete karşı korunması, tüketicilerimizin ise güvenli
ürün kullanmalarının sağlanması amaçlanmıştır.
Birinci fıkrada belirtilen hususlarda düzenlemeler
yapmaya, sınırlamalar getirmeye ve istisnalar tanımaya Bakanlar Kurulu
yetkilidir.
Gerekçe: İlerde
çıkabilecek ülke ihtiyaçları göz önüne alınarak, birinci fıkra ile teknik
düzenlemesine uygunluğu zorunlu kılınan ürünlerde değişiklik yapmak, ülke veya
ülkeler bazında yeni düzenlemeler getirmek veya istisnalar tanımak üzere
Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir.
Üretici, piyasaya sadece güvenli ürünleri arz
etmek zorundadır. Teknik düzenlemelere uygun ürünlerin güvenli olduğu
kabul edilir. Teknik düzenlemenin bulunmadığı hallerde, ürünün güvenli
olup olmadığı; ulusal veya uluslararası standartlara; bunların olmaması halinde
ise söz konusu sektördeki iyi uygulama kodu veya bilim ve teknoloji düzeyi veya
tüketicinin güvenliğe ilişkin makul beklentisi dikkate alınarak
değerlendirilir.
Gerekçe: Genel prensip
olarak, hakkında her hangi bir teknik düzenleme bulunsun veya bulunmasın
piyasaya arz edilecek yeni, kullanılmış, ıslah edilmiş, yerli veya ithal tüm
ürünlerin güvenli olması zorunludur. Bu fıkra ile, bir yandan tüketicilerin,
ürünün neden olacağı zarardan korunmaları öngörülmüş, diğer taraftan da AB
mevzuatına paralellik sağlanmıştır. Bir ürünün güvenli olup olmadığına ise, şu
şekilde karar verilmesi hükme bağlanmıştır:
- Bir ürünün güvenli olup olmadığını tespit etmek için önce söz
konusu ürün hakkında herhangi bir teknik düzenleme bulunup bulunmadığına
bakılır. Teknik düzenlemenin bulunması halinde, ürünlerin güvenliğine ilişkin
gözetim ve denetimleri ilgili teknik düzenlemenin hükümleri dikkate alınarak
gerçekleştirilir. Aksi ispatlanmadıkça teknik düzenlemesine uygun ürünlerin,
güvenli olduğu kabul edilir
- Yürürlükteki mevzuatımızdan farklı olarak, piyasaya arz
edilen ürünlerin tüketiciye verebileceği muhtemel zararları ortadan kaldırmak
amacıyla, hakkında herhangi bir teknik düzenlemesi bulunmayan ürünlerin de
güvenli olarak üretilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bu ürünlerin güvenli
olup olmadığına ise; ulusal veya uluslararası standartlara bakılarak, bunların
da olmaması halinde, iyi uygulama kodu veya bilim ve teknoloji düzeyi ya da
tüketicinin güvenliğe ilişkin makul beklentisi dikkate alınarak karar
verileceği hükme bağlanmıştır.
Üretici, güvenli olmadığı tespit edilen ürünün
kendisi tarafından piyasaya arz edilmediğini veya ürünün güvenli olmaması
halinin ilgili teknik düzenlemeye uygunluktan kaynaklandığını ispatladığı
takdirde sorumluluktan kurtulur.
Gerekçe: Bu hüküm ile,
üreticilerin sorumlu tutulamayacağı durumlar belirlenmiştir. Buna göre, üretici,
güvenli olmayan ürünün kendisi tarafından piyasaya arz edilmediğini veya ürünün
güvenli olmaması halinin üretim sırasında esas alınan ve yetkili kuruluşça
hazırlanmış olan ilgili teknik düzenlemenin ürün güvenliğine aykırı hükümler
içermesinden yada güvenliğe ilişkin hükümlerinin eksik olmasından
kaynaklandığını ispatladığı takdirde sorumluluktan kurtulur.
Bir ürünün güvenli kabul edilmesi için; ürünün
bileşimi, ambalajlanması, montaj ve bakımına ilişkin talimatlar da dahil olmak
üzere özellikleri; başka ürünlerle birlikte kullanılması öngörülüyorsa bu
ürünlere yapacağı etkiler; piyasaya arzı, etiketlenmesi, kullanımı ve bertaraf
edilmesi ile ilgili talimatlar ve üretici tarafından sağlanacak diğer bilgiler
ve ürünü kullanabilecek risk altındaki tüketici grupları açısından
değerlendirildiğinde, temel gerekler bakımından azami ölçüde koruma sağlaması
gerekir.
Gerekçe: Hakkında her
hangi bir teknik düzenleme bulunmayan ürünlerden hangilerinin güvenli olduğu,
uyumlaştırmakla yükümlü olduğumuz AB mevzuatına paralel bir şekilde
düzenlenmiştir. Buna göre güvenli ürün; bileşimi, ambalajlanması, montaj ve
bakımına ilişkin talimatlar da dahil olmak üzere özellikleri; başka ürünlerle
birlikte kullanılması öngörülüyorsa bu ürünlere yapacağı etkileri; piyasaya
arzı, etiketlenmesi, kullanımı ve bertaraf edilmesi ile ilgili talimatlar ve
üretici tarafından sağlanacak diğer bilgiler ve ürünü kullanabilecek, özellikle
çocuklar gibi, risk altındaki tüketici grupları açısından değerlendirildiğinde,
temel gerekler bakımından azami ölçüde koruma sağlayan ürün olarak
belirlenmiştir. Diğer bir ifade ile, bir ürünün en az asgari güvenlik
gereklerini taşıması gerekmektedir. Bunun ölçüsü de amacı doğrultusunda
kullanılan ürünün insan sağlık ve güvenliğine, bitki ve hayvan yaşam ve
sağlığına zarar vermemesidir.
Daha güvenli bir ürünün üretilmesinin mümkün
olması veya piyasada daha az risk taşıyan ürünlerin mevcut olması, ilgili teknik
düzenlemede aksi belirtilmedikçe, bir ürünün güvenli olmadığı anlamına
gelmez.
Gerekçe: Bir ürünün
güvenli kabul edilebilmesi için, yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde
asgari kriterlere sahip olması yeterlidir. Asgari kriterlerin üzerinde güvenlik
sağlayacak bir ürünün üretilmesinin mümkün olması veya piyasada daha az risk
taşıyan ürünlerin mevcut olması, ilgili teknik düzenlemede aksi belirtilmedikçe,
asgari kriterleri sağlayan ürünün güvenli olmadığı anlamına gelmez.
Örneğin, ticari kalite açısından daha üstün
vasıflara sahip lüks bir otomobil baz alınarak, bu vasıflara ve lükse sahip
olmayan bir otomobilin güvenli olmadığına hükmedilemez.
Üretici, ürünün öngörülen kullanım süresi içinde,
yeterli uyarı olmaksızın fark edilemeyecek nitelikteki riskleri hakkında
tüketicilere gerekli bilgiyi sağlamak, özelliklerini belirtecek şekilde ürünü
işaretlemek; gerektiğinde piyasaya arz edilmiş ürünlerden numuneler alarak test
etmek, şikayetleri soruşturmak ve yapılan denetim sonuçlarından dağıtıcıları
haberdar etmek, riskleri önlemek amacı ile ürünlerin toplatılması ve bertarafı
da dahil olmak üzere gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Gerekçe: Üreticiler,
ürünlerin piyasaya arzı konusundaki yükümlülükleri çerçevesinde, tüketiciye
güvenli ürün sunmak için gerekenleri yerine getirmekle yükümlü tutulmaktadır.
Üreticinin, “bir ürünü üreten, imal eden, ıslah eden veya ürüne adını, ticari
markasını veya ayırt edici işaretini koymak suretiyle kendini üretici olarak
tanıtan gerçek veya tüzel kişi; üreticinin Türkiye dışında olması halinde,
üretici tarafından yetkilendirilen temsilci ve/veya ithalatçı; ayrıca, ürünün
tedarik zincirinde yer alan ve faaliyetleri ürünün güvenliğine ilişkin
özelliklerini etkileyen gerçek veya tüzel kişi” şeklinde tanımlanmasının nedeni,
ister iç piyasada üretilen isterse ithal edilen ürünler olsun, her halükârda
piyasaya güvenli ürünün arz edilmesinden sorumlu olan kişinin belirlenmesidir.
Ayrıca, gerekli tüm uygunluk değerlendirme işlemlerini yapma veya yaptırma
yükümlülüğü üreticiye verilmektedir. Buna göre, tanımlar bölümünde yer aldığı
şekliyle üretici, ürünü bu kurallara göre üreterek, gerekli uygunluk
değerlendirme faaliyetini yerine getirmek suretiyle piyasaya arzı
gerçekleştirmek durumundadır.
Üretici, ilgili teknik düzenlemede belirtilen tüm
belgeleri; bu belgeler kapsamındaki son ürünün yurt içinde üretiliyor ise
üretildiği, ithal ise ithal edildiği tarihten itibaren ilgili teknik düzenlemede
belirtilen süre, bu sürenin belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça
belirlenecek süre boyunca muhafaza etmek ve istenilmesi halinde yetkili
kuruluşlara ibraz etmekle yükümlüdür.
Gerekçe: Üretici, ürünle ilgili
olarak ilerde meydana gelebilecek soruşturma ve denetim gibi nedenler dikkate
alınarak, ilgili teknik düzenlemede belirtilen tüm belgeleri; bu belgeler
kapsamındaki son ürünün yurt içinde üretiliyor ise üretildiği, ithal ise ithal
edildiği tarihten itibaren ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre, bu sürenin
belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre boyunca muhafaza
etmek ve istenilmesi halinde yetkili kuruluşlara ibraz etmekle yükümlü
tutulmaktadır.
Dağıtıcı, sahip olduğu bilgiler çerçevesinde,
güvenli olmadığını bildiği ürünleri piyasaya arz edemez. Dağıtıcı, faaliyetleri
çerçevesinde, ürünlerin taşıdığı riskler ve bu risklerden korunmak için alınması
gereken önlemler hakkında ilgililere bilgi verir. Üreticinin tespit edilemediği
durumlarda, yetkili kuruluşça belirlenecek süre içinde üreticinin veya malı
tedarik ettiği kişinin kimliğini bildirmeyen dağıtıcı, üretici olarak kabul
edilir.
Gerekçe: Dağıtıcı,
tüketiciye güvenli ürün sunulmasını teminen, sahip olduğu bilgiler çerçevesinde,
güvenli olmadığını bildiği ürünü piyasaya arz etmemek ve ürünlerin taşıdığı
riskler hakkında bu ürünleri kullanacak kişilere gerekli bilgileri vermekle
yükümlü tutulmaktadır. Ayrıca, üreticinin tespit edilemediği durumlarda,
üreticinin veya malı tedarik ettiği kişinin kimliğini yetkili kuruluşa, bu
kuruluşça belirlenecek süre içinde bildirmeyen dağıtıcının üretici olarak kabul
edileceği hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede, AB mevzuatına paralel olarak,
piyasaya güvenli ürün arzı konusunda dağıtıcıların duyarlı olmalarının temini
amaçlanmıştır.
Uygunluk işaretinin veya uygunluk değerlendirme
işlemleri sonucunda verilen belgelerin tahrif veya taklit edilmesi, usulüne
uygun olmadan kullanılması yasaktır.
Gerekçe: Piyasaya
güvenli olmayan ürünlerin arz edilmesini önlemeye yönelik olarak, uygunluk
belgesinin ve/veya işaretinin tahrif veya taklit edilmesi, usulüne uygun olmadan
kullanılması yasaklanmaktadır. Örneğin, “CE” uyguluk işareti iliştirilmesi
zorunlu olan bir ürün için üretici tarafından düzenlenen uygunluk beyanı ve
ürüne iliştirilen “CE” işareti, ürünün ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak
üretilip belgelendirildikten sonra piyasaya arzedildiğinin bir göstergesi olup
piyasa gözetimi ve denetimi sırasında da ilk etapta bu uygunluk beyanına ve “CE”
işaretine bakılmaktadır. Dolayısıyla, ilgili teknik düzenlemeye uygunluğun ve
ürün güvenliğinin denetimi açısından son derece önemli olan bu belgelerin ve
işaretlerin usulüne göre kullanılması, tahrif veya taklit edilmemesini sağlamak
amacıyla aksine hareket edenler hakkında yaptırım öngörülmüştür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Uygunluk Değerlendirme Kuruluşlarına İlişkin
Esaslar, Onaylanmış Kuruluşlara İlişkin Esaslar, Onaylanmış Kuruluşların
Faaliyetleri, Şube ve Temsilcilikleri ve Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ile
Onaylanmış Kuruluşların Sorumlulukları
Uygunluk değerlendirme kuruluşlarına ilişkin
esaslar
Madde 6- Uygunluk değerlendirme kuruluşlarının
teknik yeterliliğine ilişkin asgari kriterler, ilgili teknik düzenlemelerde
ve/veya bu Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde
belirtilir.
Gerekçe: Ürünlerin,
ilgili mevzuata uygun olup olmadığını test ve muayene eden ve müteakiben
uygunluk belgesi düzenleyen ve kısaca uygunluk değerlendirme kuruluşları olarak
isimlendirilen test, muayene ve belgelendirme kuruluşlarının sahip olması
gereken asgari teknik yeterlilik şartlarının, ilgili teknik düzenlemeler ve/veya
bu Kanun’un uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmelikler ile belirlenmesi
öngörülmüştür.
Uygunluk değerlendirme kuruluşları, bir teknik
düzenleme kapsamındaki faaliyetlerinden dolayı bu teknik düzenlemeyi yürüten
yetkili kuruluşa karşı sorumludur.
Gerekçe: Uygunluk
değerlendirme kuruluşlarının, ilgili teknik düzenlemeler kapsamında
yürütecekleri uygunluk değerlendirme faaliyetlerini usulüne uygun olarak ve
tarafsız, bağımsız bir şekilde gerçekleştirmelerini teminen, bu kuruluşlar,
ilgili teknik düzenleme kapsamındaki faaliyetlerinden dolayı söz konusu teknik
düzenlemeyi yürüten yetkili kuruluşa karşı sorumlu tutulmuşlardır. Sadece
güvenli ürünlerin piyasada yer almasını sağlamaya yönelik tedbirler bağlamında
bu kuruluşların ilgili Bakanlık veya kuruluşa karşı sorumlu tutulmaları büyük
önem arzetmektedir.
Onaylanmış kuruluşlara ilişkin
esaslar
Madde 7- Yetkili kuruluşlar, Türkiyede yerleşik
olan test, muayene ve/veya belgelendirme kuruluşları arasından, uygun
görecekleri sayıda kuruluşu, ilgili teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanun ve bu
Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde belirtilen esaslar
çerçevesinde, bir veya birden fazla teknik düzenleme kapsamındaki uygunluk
değerlendirme faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere yetkilendirir.
Yetkilendirilen test, muayene ve/veya
belgelendirme kuruluşunun adı, adresi, uygunluk değerlendirmesi yapacağı
modüller ile ürünler Komisyona bildirilir.
Bu kuruluş, bu bilgiler ile Komisyon
tarafından verilecek kimlik kayıt numarasının Resmî Gazetede yayımlanması ile
onaylanmış kuruluş statüsünü elde eder.
Gerekçe: Onaylanmış
kuruluşlar, AB-Türkiye Gümrük Birliği kapsamında ülkemizce uyumlaştırılacak olan
ve ürüne “CE” uygunluk işaretinin iliştirilmesini zorunlu kılan teknik
düzenlemeler kapsamındaki ürünlerin ilgili teknik düzenlemesine uygun olup
olmadığını test eden, muayene eden ve müteakiben belgelendiren test, muayene
ve/veya belgelendirme kuruluşlarıdır. Bu kuruluşların onaylanmış kuruluş
statüsüne sahip olabilmeleri için, öncelikle teknik yeterliliklerinin ilgili
Bakanlık veya kamu kuruluşunca yeterli görülerek isimlerinin Avrupa Birliği
Komisyonu’na bildirilmesi, Komisyon tarafından bu kuruluşlar için bir kimlik
numarası verilmesi ve bu kimlik numaraları ile isimlerinin ve hangi teknik
düzenleme veya düzenlemeler kapsamında faaliyet göstereceklerinin Resmi
Gazete’de yayımlanarak görevlendirmenin resmen yapılmış olması
gerekmektedir.
Türkiye tarafından Komisyon’a bildirilen
onaylanmış kuruluşların adı, adresi, görevlendirildikleri modüller ve uygunluk
değerlendirmesi yapacakları ürün veya ürün gruplarının AB Komisyonu tarafından
verilecek kimlik kayıt numarası ile birlikte AB Resmi Gazetesi'nde yayımlanması
gerekmektedir. Bunun amacı da diğer üye ülkelerin, ithal ürünlerin piyasa
gözetimi ve denetimi sırasında, ürünün uygunluk değerlendirmesinin ihracatçı
ülkenin yetkilendirdiği kuruluş tarafından yapılıp yapılmadığını tespit
etmektir.
Ürüne “CE” işareti iliştirilmesini zorunlu kılan
teknik düzenlemeler kapsamında ihtiyaç duyulacak olan onaylanmış kuruluşlar
ülkemizde ilk defa bu Kanun ve uygulama yönetmelikleri çerçevesinde oluşturulmuş
olacaklardır. Bunların oluşturulmamaları halinde, mevzuatını uyumlaştırdığımız
ilgili ürün gruplarının test, muayene ve belgelendirme işlemlerinin AB üyesi
ülkelerdeki onaylanmış kuruluşlarda yapılması gerekecektir. Bugün yalnızca AB
üyesi ülkelerde bulunan onaylanmış kuruluşların ülkemizde de tesis edilmesi
halinde, bu kuruluşlar, 2/97 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK) hükümleri
gereğince AB tarafından tanınacaktır.
AB ülkelerine “CE” işaretli ürünleri ihraç eden
ihracatçılarımız, ürünlerine CE işaretini iliştirebilmek için gerekli olan test
ve belgelendirme faaliyetlerini halihazırda, AB üyesi ülkelerin onaylanmış
kuruluşlarına yaptırmak durumdadırlar. AB’ye paralel bir sistemin oluşturulması
ve onaylanmış kuruluşların ihdası ile iç piyasaya “CE” işareti iliştirilerek
arzedilen ürünlerin serbest dolaşım kapsamında Avrupa Birliğine de ihraç
edilebilecek olması, ihracatçılarımızı AB’deki onaylanmış kuruluşlara bağımlı
kalmaktan kurtaracaktır. Ayrıca, Türkiye’deki onaylanmış kuruluşların
verecekleri hizmetler karşılığında talep edecekleri ücretlerin AB’dekilere
nazaran düşük olması halinde, ihracatçılarımızın maliyetlerinde de nisbi bir
düşüş sağlanabilecek ve AB’deki onaylanmış kuruluşlara ödenen ücretler ülkemizde
kalacaktır.
Onaylanmış kuruluşların faaliyetleri, şube ve
temsilcilikleri
Madde 8- Onaylanmış kuruluşların, yurt içinde
ve/veya yurt dışında açacakları şube veya temsilciliklerinin faaliyetleri
sonucunda verilecek belgeler onaylanmış kuruluşlar tarafından
düzenlenir.
Onaylanmış kuruluşlar, yetkilendirildikleri
uygunluk değerlendirme faaliyetlerinin bir kısmını, sözleşme yaparak bir
yüklenici kuruluşa yaptırabilirler. Ancak, yapılan tüm işlemlerden onaylanmış
kuruluş sorumludur ve yüklenici kuruluşların faaliyetleri sonucunda verilecek
belgeler onaylanmış kuruluşlar tarafından düzenlenir.
Gerekçe: Üretici ve
imalatçılara kolaylık olması açısından, onaylanmış kuruluşların mümkün olduğunca
geniş bir alanda faaliyette bulunabilmelerine imkan sağlamak amacıyla, bu
kuruluşların yurt içinde ve/veya yurtdışında şube veya temsilcilik açmalarına
imkan verilmektedir.
Ancak, uygunluk değerlendirme faaliyetleri
sonucunda verilecek belgelerin güvenilirliklerine ve geçerliliklerine bir halel
gelmesini önlemek için, bu belgelerin münhasıran onaylanmış kuruluşlar
tarafından düzenlenmesi hükme bağlanmıştır.
Onaylanmış kuruluşlara, iş yüklerinin fazla olması
gibi durumlarda, belli koşullar altında, bir takım test ve muayene
faaliyetlerini bir sözleşme aracılığıyla aynı alanda faaliyette bulunan
yüklenici bir firmaya yaptırabilmesi imkanı tanınmıştır. Ancak, yüklenici firma
tarafından yürütülen sözleşme konusu faaliyetlerden, doğrudan bu konuda
görevlendirilmiş olan onaylanmış kuruluşun sorumlu tutulması ve yapılan uygunluk
değerlendirme faaliyeti sonunda verilecek olan uygunluk belgesinin onaylanmış
kuruluş tarafından düzenlenmesi hükme bağlanmıştır.
Uygunluk değerlendirme kuruluşları ile
onaylanmış kuruluşların sorumlulukları
Madde 9- Uygunluk değerlendirme kuruluşları ile
onaylanmış kuruluşlar, ilgili teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanun ve bu
Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde yer alan usul ve
esaslara uygun olarak bağımsız ve tarafsız bir şekilde uygunluk değerlendirme
hizmeti vermekle yükümlüdürler.
Gerekçe: Uygunluk
değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşlar tarafından verilecek
belgelerin uluslararası pazarlarda tanınabilmesi ve böylelikle bu belgelere
ilişkin ürünlerin teknik engellerle karşılaşmaksızın pazarlanması ancak, bu
kuruluşların bağımsız ve tarafsız bir şekilde faaliyette bulunmalarına bağlıdır.
Bu tarafsızlık ve bağımsızlık, bu Kanunun uygulanmasına yönelik olarak
hazırlanan yönetmelik ile, bu tür kuruluşların uymaları gereken kuralları
düzenleyen uluslararası standartlara (TS EN 45000 serisi) uyma mecburiyeti
getirilerek sağlanmıştır.
Uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış
kuruluşların, ilgili teknik düzenlemede ve/veya bu Kanun ve bu Kanunun uygulama
usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde belirtilen şartları kaybettiğinin
ve/veya sorumlulukları yerine getirmediğinin tespit edilmesi halinde, bu
kuruluşların ilgili teknik düzenleme kapsamındaki faaliyeti yetkili kuruluşça
geçici olarak durdurulur.
Gerekçe: Nihai amacı
piyasaya güvenli ürün arzını sağlamak olan uygunluk değerlendirme
faaliyetlerinin en iyi şekilde yapılabilmesini teminen uygunluk değerlendirme
kuruluşları ile onaylanmış kuruluşların, ilgili teknik düzenlemede ve/veya bu
Kanun ve bu Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde
belirtilen şartları kaybettiğinin ve/veya sorumlulukları yerine getirmediğinin
tespit edilmesi halinde, ilk aşamada bu kuruluşların ilgili teknik düzenleme
kapsamındaki faaliyetlerinin yetkili kuruluşça geçici olarak durdurulması yoluna
gidilmiştir.
Gerekli şartların ve/veya sorumlulukların ilgili
teknik düzenlemede belirtilen süre içinde, bu sürenin belirtilmemesi halinde
yetkili kuruluşça belirlenecek süre içinde yerine getirilmemesi durumunda,
yetkili kuruluşça, uygunluk değerlendirme kuruluşunun ilgili teknik düzenleme
kapsamındaki faaliyetine son verilir, onaylanmış kuruluşun ise ilgili teknik
düzenleme kapsamındaki onaylanmış kuruluş statüsü kaldırılır.
Gerekçe: Gerekli
şartların ve/veya sorumlulukların ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre
içinde, bu sürenin belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre
içinde yerine getirilmemesi durumunda da, yetkili kuruluşça uygunluk
değerlendirme kuruluşunun ilgili teknik düzenleme kapsamındaki faaliyetine son
verilmesi, onaylanmış kuruluşun ise ilgili teknik düzenleme kapsamındaki
onaylanmış kuruluş statüsünün kaldırılması öngörülmüştür. Bu hüküm, onaylanmış
kuruluşları disipline etme amacına yöneliktir.
Onaylanmış kuruluşların faaliyetlerinin geçici
olarak durdurulması veya onaylanmış kuruluş statüsünün kaldırılmasına ilişkin
kararlar Resmî Gazetede ilan edilerek, Komisyona bildirilir.
Gerekçe: Onaylanmış
kuruluşların faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması veya onaylanmış kuruluş
statüsünün kaldırılmasına ilişkin kararlar yetkili kuruluşlar tarafından Resmî
Gazetede ilan edilecek ve ayrıca, Komisyona da bildirilecektir. Bu suretle
alınan kararlarla ilgili olarak tarafların bilgilendirilmesi sağlanmış
olacaktır.
Uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış
kuruluşlar, faaliyetleri ile ilgili her türlü bilgi, kayıt ve belgeleri, ilgili
teknik düzenlemede belirtilen süre, bu sürenin belirtilmemesi halinde yetkili
kuruluşça belirlenecek süre boyunca muhafaza etmek ve talep edilmesi halinde
yetkili kuruluşlara ibraz etmekle yükümlüdürler. Faaliyetine son verilen veya
kendi isteği ile faaliyetine son veren uygunluk değerlendirme kuruluşları ile
onaylanmış kuruluşlar, faaliyette bulundukları dönemde yapmış oldukları uygunluk
değerlendirme faaliyetleri ile ilgili bilgi, kayıt ve belgeleri, aynı konuda
faaliyette bulunan uygunluk değerlendirme kuruluşu veya onaylanmış kuruluşa
devredilmek üzere yetkili kuruluşa teslim eder. Ancak, uygunluk değerlendirme
kuruluşu ile onaylanmış kuruluşların söz konusu bilgi, kayıt ve belgelere
ilişkin sorumlulukları ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre, bu sürenin
belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre boyunca devam
eder.
Gerekçe: Uygunluk
değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşlar, yapılacak bir soruşturma
ve/veya denetlemede kullanılmak üzere, faaliyetleri ile ilgili her türlü bilgi,
kayıt ve belgeleri, ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre, bu sürenin
belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre boyunca muhafaza
etmek ve talep edilmesi halinde yetkili kuruluşlara ibraz etmekle yükümlü
tutulmuşlardır.
Faaliyetine son verilen veya kendi isteği ile
faaliyetine son veren uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış
kuruluşlar, faaliyette bulundukları dönemde yapmış oldukları uygunluk
değerlendirme faaliyetleri ile ilgili bilgi, kayıt ve belgeleri, aynı konuda
faaliyette bulunan uygunluk değerlendirme kuruluşu veya onaylanmış kuruluşa
devredilmek üzere yetkili kuruluşa teslim eder. Ancak uygunluk değerlendirme
kuruluşu ile onaylanmış kuruluşların söz konusu bilgi, kayıt ve belgelere
ilişkin sorumluluklarının ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre, bu sürenin
belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre boyunca devam etmesi
hükme bağlanmıştır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Piyasa Gözetimi ve Denetimi, Ürünün Piyasaya
Arzının Yasaklanması,
Toplatılması ve Bertarafı
Piyasa gözetimi ve denetimi
Madde 10 - Piyasa gözetimi ve denetimi, ilgili
teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin
yönetmeliklerde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Bunlara ilişkin
idari düzenlemeler yetkili kuruluşlarca belirlenir.
Yetkili kuruluşlar, piyasa gözetimi ve
denetiminde, gerekli gördükleri durumlarda, gözetim ve denetime konu ürüne
ilişkin uygunluk değerlendirme işlemlerinde yer almayan test, muayene ve/veya
belgelendirme kuruluşlarının imkanlarından yararlanabilirler. Ancak, piyasa
gözetimi ve denetiminde nihai karar yetkili kuruluşlara aittir. Piyasa gözetimi
ve denetiminde test, muayene ve/veya belgelendirme kuruluşlarının imkânlarından
yararlanılması ve ürünün güvenli olmadığının tespit edilmesi halinde, test ve
muayeneye ilişkin giderler üretici tarafından ödenir.
Piyasa gözetimi ve denetimini gerçekleştirecek
yetkili kuruluşların isimleri Müsteşarlık aracılığıyla Komisyona
bildirilir.
Gerekçe: Yetkili kamu
kuruluşlarına, ürünün piyasaya arzı veya dağıtımı aşamasında veya ürün piyasada
iken, ilgili teknik düzenlemeye uygun olarak üretilip üretilmediğinin, güvenli
olup olmadığının denetlenmesi veya denetlettirilmesi görevi ve yetkisi
verilmiştir. Piyasa gözetimi ve denetiminin nasıl yapılacağına ilişkin esaslar,
bu Kanuna istinaden hazırlanan “Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine İlişkin
Yönetmelik” taslağı ile belirlenmiştir. Ürüne ilişkin mevzuatı uygulayacak kamu
kuruluşları, bu Kanun ve anılan uygulama Yönetmeliği çerçevesinde piyasa
gözetimi ve denetimi faaliyetinde bulunacaktır.
Yetkili kamu kuruluşlarının, piyasa gözetimi ve
denetimi esnasında, ürünün ilgili mevzuata uygun olup olmadığının test edilmesi
için test ve muayene ekipmanına sahip olmaları doğal olarak gerekli olsa da,
yetkili kuruluşların bütün ürünlerin testini yapacak teçhizata sahip olmalarını
beklemek mümkün değildir.
Bu itibarla, bu durumlarda ürünlerin testinin
yapılabilmesi için yetkili kuruluşlara, aynı konuda faaliyet gösteren, test,
muayene ve/veya belgelendirme kuruluşlarının olanaklarına başvurma imkanı
verilmiştir. Ancak, sözkonusu işlemlerin tarafsız yürütülebilmesi amacıyla, daha
önce aynı ürünün uygunluk değerlendirmesini yapan test, muayene ve/veya
belgelendirme kuruluşlarının test ve muayene olanaklarından yararlanılması
yasaklanmıştır. Piyasa gözetimi ve denetimi işlemlerine ilişkin nihai karar
yetkisi yetkili kamu kuruluşlarına aittir.
Normal olarak, yetkili kuruluş, piyasa
gözetimi ve denetiminde kendi test ve muayene imkanlarını kullandığında, bu
işlemlerin ücretsiz yapılması gerekmektedir. Ancak başka bir test, muayene
ve/veya belgelendirme kuruluşlarının olanaklarından yararlanılması, bir ücret
mukabilinde olacağından, bu ücretin testi yaptıran yetkili kuruluş tarafından
mı, yoksa üretici tarafından mı ödeneceği sorusu ile karşılaşılmaktadır. Bu
nedenle, başka bir kuruluşa test ettirilen ürünün ilgili mevzuata uygun çıkması
halinde bu ücretin yetkili kuruluş tarafından, ürünün güvenli olmadığının tespit
edilmesi halinde ise üretici tarafından ödenmesi yoluna gidilerek, kurallara
uygun üretimde bulunan üreticinin menfaati korunmak istenmiştir.
Piyasa gözetimi ve denetimini gerçekleştirecek
yetkili kamu kuruluşlarının isimlerinin AB sistemi gereğince Komisyona
bildirilmesi gerekmektedir. Bu bildirimin tek merkezden gerçekleştirilmesi
amacıyla Müsteşarlık aracılığıyla yapılması öngörülmüştür.
Ürünün piyasaya arzının yasaklanması, toplatılması ve
bertarafı
Madde 11- İlgili teknik düzenlemeye uygunluğu
belgelenmiş olsa dahi, bir ürünün güvenli olmadığına dair kesin belirtilerin
bulunması halinde, bu ürünün piyasaya arzı, kontrol yapılıncaya kadar yetkili
kuruluşça geçici olarak durdurulur.
Kontrol sonucunda ürünün güvenli olmadığının
tespit edilmesi halinde, masrafları üretici tarafından karşılanmak üzere,
yetkili kuruluş;
Ürünün piyasaya arzının yasaklanmasını,
Piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin piyasadan
toplanmasını,
Ürünlerin, güvenli hale getirilmesinin imkansız olduğu
durumlarda, taşıdıkları risklere göre kısmen ya da tamamen bertaraf
edilmesini,
(a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen önlemler hakkında
gerekli bilgilerin, masrafları üreticiden karşılanmak üzere, ülke genelinde
dağıtımı yapılan iki gazete ile ülke genelinde yayın yapan iki televizyon
kanalında ilanı suretiyle, risk altındaki kişilere duyurulmasını
sağlar.
Risk altındaki kişilerin yerel yayın yapan gazete
ve televizyon kanalları vasıtasiyle bilgilendirilmesinin mümkün olduğu
durumlarda, bu duyuru yerel basın ve yayın organları yoluyla, risk altındaki
kişilerin tespit edilebildiği durumlarda ise bu kişilerin doğrudan
bilgilendirilmesi yoluyla yapılır.
Bu madde kapsamında alınacak önlemler,
gerektiğinde Komisyona iletilir
Gerekçe: Piyasa
gözetimi ve denetimi faaliyetinde öncelikle yapılacak iş, ürünün taşıması
gereken işaret ve belgelere sahip olup olmadığının kontrol edilmesidir. Ürünün
teste tabi tutulması, gerekli durumda yapılması gereken bir faaliyettir. Öte
yandan, bir ürün gerekli işareti taşıyor olsa da, bu işaretlerin sahte olması,
uygunluk değerlendirmesinin gereği gibi yapılmamış olması veya teknik
düzenlemeden kaynaklanan bir kusur bulunması gibi nedenlerle, ürünün güvenli
olmama durumu ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, ürünün ilgili teknik
düzenlemeye uygunluğu belgelenmiş ve gerekli işaretlemeleri yapılmış olsa dahi,
piyasa gözetimi ve denetimi sırasında veya şikayet üzerine bir ürünün güvenli
olmadığına dair kesin belirtilerin bulunması halinde, temel gerekleri
karşılamadığı düşünülen bu ürünün piyasaya arzının, olası bir kazayı önlemek
amacıyla, kontrol yapılıncaya kadar yetkili kuruluşça geçici olarak durdurulması
yoluna gidilmiştir.
Kontrol sonucunda ürünün güvenli olmadığının
tespit edilmesi halinde, risk altındaki tüketici gruplarının korunması amacıyla,
masrafları üretici tarafından karşılanmak üzere, yetkili kuruluşun aşağıdaki
önlemleri alması hükme bağlanmıştır.
Ürünün piyasaya arzının yasaklanmasını,
Piyasaya arz edilmiş olan ürünlerin piyasadan
toplanmasını,
Ürünlerin, güvenli hale getirilmesinin imkansız olduğu
durumlarda, taşıdıkları risklere göre kısmen ya da tamamen bertaraf
edilmesini,
Yukarıda belirtilen önlemler hakkında gerekli bilgilerin,
masrafları üreticiden karşılanmak üzere, ülke genelinde dağıtımı yapılan iki
gazete ile ülke genelinde yayın yapan iki televizyon kanalında ilanı
suretiyle, risk altındaki kişilere duyurulmasını
sağlamak.
Risk altındaki kişilerin yerel yayın yapan gazete
ve televizyon kanalları vasıtasiyle bilgilendirilmesinin mümkün olduğu
durumlarda, bu duyuru yerel basın ve yayın organları yoluyla, risk altındaki
kişilerin tespit edilebildiği durumlarda ise bu kişilerin doğrudan
bilgilendirilmesi yoluyla yapılacaktır. Burada önemli olan, zarar görmesi olası
kişileri durumdan haberdar ederek gerekli önlemleri almasını
sağlamaktır.
Yetkili kamu kuruluşları tarafından, bu madde
kapsamında alınan önlemlerin, bu ürünün AB üyesi ülkelere de satılmış
olabileceği ve bu doğrultuda gerekli önlemleri alabilmelerine imkan sağlamak
için, AB mevzuatı gereği, Komisyona iletilmesi hükme bağlanmıştır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli Hükümler
Ceza hükümleri
Madde 12- Bu Kanunun;
a) 5 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı
hareket eden üreticiler hakkında 2 milyar Türk Lirası,
Yeni, kullanılmış olmakla birlikte değişiklik
yapılarak piyasaya tekrar arz edilmesi hedeflenen ürünler ile Avrupa Birliği
üyesi ülkeler dışındaki ülkelerden ithal edilen eski ve kullanılmış ürünleri
ilgili teknik düzenlemeye uygun olmadan piyasaya arz eden üreticilere
uygulanır.
b) 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı
hareket eden üreticiler hakkında 10 milyar Türk Lirası,
Piyasaya güvenli ürün arz etmediği tespit edilen
üreticilere uygulanır.
c) 5 inci maddesinin yedinci fıkrasına aykırı
hareket eden üreticiler hakkında 2 milyar Türk Lirası,
Ürünün öngörülen kullanım süresi içinde, yeterli
uyarı olmaksızın fark edilemeyecek nitelikteki riskleri hakkında tüketicilere
gerekli bilgiyi sağlamayan, özelliklerini belirtecek şekilde ürünü
işaretlemeyen; gerektiğinde piyasaya arz edilmiş ürünlerden numuneler alarak
test etmeyen, şikayetleri soruşturmayan ve yapılan denetim sonuçlarından
dağıtıcıları haberdar etmeyen, riskleri önlemek amacı ile ürünlerin toplatılması
ve bertarafı da dahil olmak üzere gerekli önlemleri almayan üreticilere
uygulanır.
d) 5 inci maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı
hareket eden üreticiler hakkında 2 milyar Türk Lirası,
İlgili teknik düzenlemede belirtilen tüm
belgeleri; bu belgeler kapsamındaki son ürünün yurt içinde üretiliyor ise
üretildiği, ithal ise ithal edildiği tarihten itibaren ilgili teknik düzenlemede
belirtilen süre, bu sürenin belirtilmemesi halinde yetkili kuruluşça
belirlenecek süre boyunca muhafaza etmeyen ve istenilmesi halinde yetkili
kuruluşlara ibraz etmeyen üreticilere uygulanır.
e) 5 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasına aykırı
hareket eden dağıtıcılar hakkında 1 milyar Türk Lirası,
Sahip olduğu bilgiler çerçevesinde, güvenli
olmadığını bildiği ürünleri piyasaya arz eden; faaliyetleri çerçevesinde,
ürünlerin taşıdığı riskler ve bu risklerden korunmak için alınması gereken
önlemler hakkında ilgililere bilgi vermeyen dağıtıcılara
uygulanır.
f) 5 inci maddesinin onuncu fıkrasına aykırı
hareket edenler hakkında 5 milyar Türk Lirası,
Uygunluk işaretini veya uygunluk değerlendirme
işlemleri sonucunda verilen belgeleri tahrif veya taklit eden, usulüne uygun
olmadan kullananlara uygulanır.
g) 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına aykırı
hareket eden uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşlar
hakkında 25 milyar Türk Lirası,
İlgili teknik düzenlemelerde ve/veya bu Kanun ve
bu Kanunun uygulama usul ve esaslarına ilişkin yönetmeliklerde yer alan usul ve
esaslara uygun olarak bağımsız ve tarafsız bir şekilde uygunluk değerlendirme
hizmeti vermeyen uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşlara
uygulanır.
h) 9 uncu maddesinin beşinci fıkrasına aykırı
hareket eden uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşlar
hakkında 5 milyar Türk Lirası,
idari para cezası uygulanır.
Faaliyetleri ile ilgili her türlü bilgi, kayıt ve
belgeleri, ilgili teknik düzenlemede belirtilen süre, bu sürenin belirtilmemesi
halinde yetkili kuruluşça belirlenecek süre boyunca muhafaza etmeyen ve talep
edilmesi halinde yetkili kuruluşlara ibraz etmeyen; faaliyette bulundukları
dönemde yapmış oldukları uygunluk değerlendirme faaliyetleri ile ilgili bilgi,
kayıt ve belgeleri, faaliyetleri sona erdikten sonra aynı konuda faaliyette
bulunan uygunluk değerlendirme kuruluşu veya onaylanmış kuruluşa devredilmek
üzere yetkili kuruluşa teslim etmeyen uygunluk değerlendirme kuruluşları ile
onaylanmış kuruluşlara uygulanır.
Gerekçe: Doğrudan veya
dolaylı olarak güvenli olmayan ürünlerin piyasaya arzını önlemeye yönelik olmak
üzere, bu Kanun hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak idari
para cezaları konulmuştur. Ceza miktarları, kendi içerisinde risk derecesine
bağlı olarak ve mevcut kanunlardaki benzer ceza miktarları ile kıyaslanarak
belirlenmiştir.
Birinci fıkrada belirtilen idari para cezaları,
fiilin bir yıl içinde tekrarı halinde, her tekrar için iki katı olarak
uygulanır.
Gerekçe: Yükümlüleri
caydırmak ve yeni ihlallerin olmasını önlemek için, para cezalarına konu
fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, her tekrar için cezanın iki katı
olarak uygulanacağı öngörülmüştür.
Bu Kanunda öngörülen idari para cezalarını, 765
sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesi hükümleri uyarınca her yıl
artırılarak hesaplanacak ceza miktarını esas alarak, %100’e kadar artırmaya veya
%50 nispetinde azaltmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Gerekçe: Bu Kanunda
öngörülen idari para cezalarının, enflasyon karşısında zamanla oluşacak nispi
azalma nedeniyle caydırıcılık özelliğini kaybetmesini önlemek için, 765 sayılı
Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesi hükümleri uyarınca otomatik olarak her yıl
yeniden değerleme artışı oranında artırılmaktadır. Ancak, zamanın koşullarına
göre uygun bir ayarlama yapılabilmesine imkan tanımak için, Türk Ceza Kanununu
ek 2 nci maddesine göre artırılarak hesaplanacak ceza miktarını esas alarak,
%100’e kadar arttırmaya veya %50 nispetinde azaltmaya Bakanlar Kurulu’na yetki
verilmesi benimsenmiştir.
Bu Kanundaki idari para cezaları, aynı fiil için
diğer Kanunlarda idari para cezası öngörülmediği takdirde
uygulanır.
Gerekçe: Bu Kanunda
geçen idari para cezalarına esas teşkil eden bazı fiiller için, mevcut durumdaki
diğer Kanunlarda da ceza öngörülmektedir. Bu nedenle, uygulamada bir karışıklığa
yer vermemek için, bu Kanunda geçen idari para cezalarının, mevcut diğer
Kanunlarda herhangi bir ceza öngörülmediği takdirde uygulanacağı hükme
bağlanmıştır.
Cezalarda yetki ve zamanaşımı
Madde 13- Bu Kanunda geçen idari para cezaları,
yetkili kuruluşlar tarafından verilir ve tebliğ tarihinden itibaren otuz gün
içinde vergi dairelerine veya mal müdürlüklerine ödenir. Bu idari para
cezalarına karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare
mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, verilen idari para cezasının yerine
getirilmesini durdurmaz.
Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları
hakkında, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri
uygulanır.
Bu Kanunda düzenlenen idari para cezalarına
ilişkin zamanaşımı süresi, ihlalin vuku bulduğu tarihten itibaren beş yıl,
yetkili kuruluşça ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıldır.
Üreticilerin, dağıtıcıların, uygunluk değerlendirme kuruluşlarının veya
onaylanmış kuruluşların faaliyetlerinin kontrolü ve denetimi amacıyla herhangi
bir işlem başlatılması halinde zamanaşımı süresi kesilir.
Gerekçe: Bu
maddede, Kanunda öngörülen para cezalarının, yetkili kamu kuruluşları veya bu
kuruluşların taşra teşkilatı tarafından verileceği ve ne kadar süre içinde ve
nerelere ödeneceği belirtilmektedir. Buna göre, örneğin Sağlık Bakanlığı, kendi
görev alanına giren tıbbi cihazlar, kozmetikler, tıbbi ürünler, oyuncaklar
mevzuatıyla ilgili olmak üzere, piyasa gözetimi ve denetimi sırasında bu Kanun
ve ilgili ürün yönetmeliklerine aykırılık durumunu tespit ettiğinde ilgili madde
kapsamında cezai müeyyide uygulayacaktır. Cezai müeyyide uygulananlar, sözkonusu
idari para cezasını vergi dairesine veya mal müdürlüklerine
ödeyecektir.
Diğer taraftan, idarenin eylemlerine karşı yargı
yolunun açık olduğunun bilinmesine karşın, bu konuda ilgilinin dikkatinin
çekilmesi ve uygulamanın hızlandırılmasını teminen başvurunun belli bir süreyle
sınırlandırılması nedeniyle, yargıya başvurunun nereye ve ne kadar süre
içerisinde yapılacağına ilişkin olarak açık hüküm konulmuştur.
Ayrıca, bu madde ile verilen para cezalarının
tahsili konusunda, mevcut uygulamaya paralel olarak, amme alacaklarının
tahsiline ilişkin özel bir kanun olan 6183 sayılı kanunun uygulanacağı
öngörülmüştür.
Cezaların tahsiline ilişkin zaman aşımı süresi de
borçlar kanunu ve diğer mevcut kanunlarda belirtilen süreler dikkate alınarak bu
şekilde belirlenmiştir.
Yönetmelikler
Madde 14- Bu Kanun kapsamında yer alan;
- Komisyona, Avrupa Birliği üyesi ülkelere ve diğer Avrupa
Birliği kuruluşlarına yapılacak bildirimlere ilişkin usul ve esaslar, yetkili
kuruluşların görüşleri alınarak, Müsteşarlık tarafından çıkarılacak
yönetmeliklerle,
- piyasa gözetimi ve denetimi, uygunluk değerlendirme
kuruluşları ve onaylanmış kuruluşlar ve diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmeliklerle
belirlenir.
Gerekçe: Komisyona, AB
üyesi ülkelere ve diğer AB kuruluşlarına yapılacak bildirimlerin tek elden
yapılmasının, AB ile olan ilişkilerde kolaylık sağlayacağından, bildirimlere
ilişkin yönetmeliğin yetkili kuruluşların görüşleri alınarak Müsteşarlık
tarafından çıkarılması; piyasa gözetimi ve denetimi, uygunluk değerlendirme
kuruluşları ve onaylanmış kuruluşlara ilişkin hususların ise bütün yetkili
kuruluşlar tarafından uygulanacak olması nedeniyle, bu hususlara ilişkin
yönetmeliklerin Bakanlar Kurulunca çıkarılması hükme
bağlanmaktadır.
Değiştirilen Hükümler
Madde 15- 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı Kanunun
19 uncu maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Hizmet Denetimi
Madde 19- Tüketiciye sunulan hizmetler; can ve mal
güvenliği ile çevreye zarar vermemeli, ilgili mevzuata veya standardına,
bunların bulunmaması halinde belirlenecek teknik kurallara uygun olmalıdır.
Bakanlık, bu esaslara göre denetim yapmak veya yaptırmakla
görevlidir.”
Gerekçe:
Piyasaya arz edilecek tüm ürünlere güvenli olma şartının getirildiği bu
Kanunun 5 inci maddesinde, ürünlerin taşıyabileceği risklere ilişkin olarak
kullanıcıların bilgilendirilmesi hususu düzenlendiğinden, 4077 sayılı Kanunu
yürütmekle görevli bulunan Sanayi ve Ticaret Bakanlığının teklifi üzerine,
anılan Kanunun aynı konuda düzenleme getiren 19 uncu maddesinden mallara ilişkin
hususlar çıkarılmış ve sözkonusu madde, başlığı ile birlikte yalnızca hizmetlere
ilişkin hususları içerecek şekilde değiştirilmiştir.
Yürürlük
Madde 16- Bu Kanun yayımı tarihinden itibaren 6 ay
sonra yürürlüğe girer.
Gerekçe: Bu
Kanunun ve bu Kanuna istinaden çıkarılacak yönetmelikler çerçevesinde öngörülen
piyasa gözetimi ve denetim mekanizmalarının yetkili kuruluşlarca alt yapısının
oluşturulması ve mümkün olduğunca tamamlanabilmesine, uygunluk değerlendirme
kuruluşları ile onaylanmış kuruluşların oluşmasına ve belirlenmesine imkan
sağlamak amacıyla bir geçiş süresine ihtiyaç olduğu dikkate alınarak, Kanunun
yürürlüğe giriş tarihi yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra olarak
belirlenmiştir.
Yürütme
Madde 17- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu
yürütür.
Gerekçe: Bu
madde ile Kanunun Bakanlar Kurulu tarafından yürütüleceği
belirlenmektedir.
Kanun’un uygulama
Yönetmelikleri:
1) “CE” Uygunluk
İşaretinin Ürüne İliştirilmesine ve Kullanılmasına Dair Yönetmelik
2) Ürünlerin
Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Yönetmelik
3) Uygunluk
Değerlendirme Kuruluşları ile Onaylanmış Kuruluşlara Dair
Yönetmelik
Kanun hakkında soru ve
cevaplar:
Soru 1: Çerçeve Kanunu çıkarmak
yerine, teknik mevzuat uyumundan sorumlu Bakanlık ve kuruluşlar tarafından
uygulanmakta olan ürünlere yönelik mevzuat tadil edilerek AB teknik mevzuatına
uyum mümkün değil midir?
Cevap 1: Çerçeve Kanun ile
öngörülen sistemde, teknik düzenlemesi olsun olmasın piyasaya arz edilecek tüm
ürünlerin güvenli olması şart koşulmuş ve bunu sağlamak için de çeşitli önlemler
ve yaptırımlar öngörülmüştür. Diğer taraftan, piyasadaki ürünlerin teknik
düzenlemesine uygunluğu konusunda tarafsız ve bağımsız bir şekilde uygunluk
değerlendirmesi yapacak olan uygunluk değerlendirme kuruluşları ve onaylanmış
kuruluşların ihdası da yine bu sistemin önemli bir parçasıdır.
Ülkemizde bu sistemin sağlanabilmesi için ya
teknik mevzuatı uygulamak için dayanılan yetki ve görev yasalarının ilgili tüm
Bakanlık ve kuruluşlarca (örneğin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı gibi) ayrı ayrı tadil edilmesi ya da mevcut mevzuatta bu
konudaki boşlukları dolduracak ortak hükümlerin bir Çerçeve Kanunla belirlenmesi
gerekmektedir.
Bu bağlamda, ilgili bakanlık ve kuruluşlarla
yapılan görüşmeler sonucunda bu hususun bir Çerçeve Kanun ile sağlanması ve
bunun da AB teknik mevzuatının uyumu konusunda koordinatörlük görevini
yürütmekte olan Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından hazırlanması için mutabakata
varılmıştır.
Soru 2: Çerçeve Kanun,
yetkili kuruluşların mevcut yetkilerini ellerinden almakta mıdır?
Cevap 2: Kanunun 4 üncü
Maddesinde “ürünlere ilişkin teknik düzenlemelerin yetkili kuruluşlar tarafından
hazırlanacağı” belirtilmektedir. 3 üncü maddesinin (l) bendinde ise yetkili
kuruluş tanımı “Ürünlere ilişkin mevzuat hazırlamaya ve yürütmeye yasal olarak
yetkili bulunan ve bu Kanun hükümlerini kendi görev alanına giren ürünler
itibarıyla uygulayacak olan kamu kurum veya kuruluşu” olarak yer almaktadır.
Buradan da anlaşılacağı üzere, anılan Kanun bu kuruluşların mevcut yetkilerini
ellerinden almadığı gibi, teknik mevzuatı hazırlama ve uygulamaya kendilerinin
sorumlu ve yetkili olduklarını açıkca vurgulamaktadır.
Diğer taraftan, 97/9196 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile teknik mevzuat uyumu konusundan sorumlu tutulan Bakanlık ve
kuruluşlardan bazılarının (Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi) çıkarmış oldukları mevzuat, piyasa gözetimi ve
denetimi konusunda hükümler içerse de uygulamalar açısından bir yeknesaklık
bulunmamaktadır. Bazı bakanlık ve kuruluşlarımızın ise (Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı gibi)
uyumlaştırılmasından sorumlu oldukları teknik düzenlemelerle ilgili olarak
piyasa gözetimi ve denetimini düzenleyen bir mevzuatları mevcut
değildir.
Çerçeve Kanun, diğer unsurlarının yanı sıra,
piyasa gözetimi ve denetimi konusunda ortak hükümlerin belirlenmesi ve bu konuda
hukuki mesnedi olmayan kuruluşlar için bir hukuki mesnet oluşturulması için
ilgili kuruluşların talebi ve katılımı ile hazırlanmış bir
yasadır.
Soru 3: Çerçeve Kanun
yasalaşması ile birlikte CE işareti veya AB’nin diğer uygunluk işaretleri
ülkemizde zorunlu hale mi gelecektir?
Cevap 3: AB’nin Yeni
Yaklaşım politikası kapsamındaki direktiflerinde yer alan ürünler için
kullanılan “CE” işareti, bazı otomotiv aksam ve parçaları için kullanılan
“e” işareti, aerosol kaplar için kullanılan “3” (ters epsilon) işareti ve diğer
uygunluk işaretleri ürünün ilgili direktifte yer alan hükümlere uygun olarak
üretildiğini ve uygunluk değerlendirmesinden geçtiğini gösteren bir işarettir.
İlgili direktifin öngörmesine rağmen bu uygunluk işaretlerini taşımayan
ürünlerin AB’de serbest dolaşımda olmaları yasaktır. Bu itibarla bu tür uygunluk
işaretleri ürünlerin serbest dolaşımı açısından bir nevi pasaport işlevi
görmektedir. AB’de serbest dolaşımda olan söz konusu ürünler, ister AB üyesi
ülkeler menşeli olsun ister üçüncü ülkelerden ithal edilmiş olsun bu işaretleri
taşımak zorundadırlar.
AB teknik mevzuatına uyum bağlamında bu mevzuatlar
ülkemizce milli mevzuatımıza dahil edilip yürürlüğe konuldukça, söz konusu
uygunluk işaretleri, hem yerli hem de ithal ürünler itibariyle ülkemiz iç
piyasası için de zorunlu hale gelecektir.
Soru 4: Teknik mevzuat uyumu sonrasında
ülkemizde verilen belge ve işaretlerin AB tarafından tanınacağının garantisi
nedir?
Cevap 4: 2/97 sayılı
OKK’nın 7 nci maddesi, “AB üyesi ülkelere, bunların kamu veya özel kuruluşlarına
veya kişilere birbirleri ile ilgili olarak tanınan haklar, Türkiye, Türkiye’deki
yetkili merciler, kamu veya özel kuruluşlar veya kişiler için de geçerli
olacaktır.” hükmünü içermektedir.
Bu hüküm, uyumu yapılan her teknik düzenleme için
geçerli olacaktır. Dolayısıyla, bir teknik düzenleme uyumlaştırıldığı takdirde,
söz konusu teknik düzenleme kapsamında test/muayene ve belgelendirme yapmak
üzere görevlendirilen kuruluşlarımız ve bu kuruluşlar tarafından verilecek belge
ve işaretler AB tarafından tanınacaktır. Ancak, söz konusu uygunluk
değerlendirme kuruluşlarının AB’de bu tür kuruluşlar için öngörülen kriterleri
karşılayan kuruluşlar olması ve tanınmaları için gerekli prosedürleri
tamamlamaları gerekmektedir.
Soru 5: Teknik mevzuat
uyumunun teknoloji yenileme ve uygunluk değerlendirme işlemleri açısından
üreticilerimize getirebileceği ek maliyetler dikkate alındığında, bu uyum
çabaları üreticilerimizi ne ölçüde etkileyecektir ?
Cevap 5: Uyumlaştırılan
teknik mevzuatlarda belirtilen temel gereklere ilişkin hükümlerin yerine
getirilmesi üreticinin mevcut üretim bandında bir teknolojik değişikliği
gerektiriyorsa, bu elbetteki bir finansal ihtiyacı da beraberinde
getirecektir.
Bu konuda pek çok sektörden orta ve büyük ölçekli
firma temsilcileri ile yapılan görüşmelerde, teknik mevzuat uyumu sonunda üretim
bandında büyük bir değişikliğin meydana gelmeyeceği, ülkemizde uygulanan
standartların çoğunluğunun AB veya ISO standartlarının aynısı olduğu, bu
bakımdan, üretim bandındaki değişikliğin gerektirdiği maliyetten ziyade
belgelendirme maliyetinin önemli olacağı ifade edilmiştir.
Ancak, bu finansal ihtiyaç KOBİ’ler açısından
elbette ki önemlidir. KOBİ’lerin bu konudaki yükünün hafifletilmesine yönelik
bazı tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulabilecektir. Aşağıdaki tedbirlerin
KOBİ’leri belli bir ölçüde rahatlatabileceği düşünülmektedir.
- Yatırım teşvik sistemi KOBİ’ler açısından yeniden gözden
geçirilmeli ve KOBİ’lere ilave imkanlar sağlanmalıdır.
- KOBİ’lerin toplam krediler içindeki payları
artırılmalıdır.
- Geçiş sürecinde KOBİ’lerin belgelendirme konusunda yapmış
oldukları harcamaları hafifletmek için 31.7.1997 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanan Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu’nun 97/5 sayılı ihracata yönelik
devlet yardımları kapsamında “Çevre Maliyetlerinin Desteklenmesi” hakkında
tebliği ile sağlanan yardım devam ettirilmelidir.
- Avrupa Birliği fonlarından, KOBİ’lere nakdi yardım olarak
aktarılmak üzere yararlanılmalıdır.
- KOSGEB ve Sanayi Odaları, KOBİ’lerin yurtiçi ve yurtdışı
teknik ve ticari gelişmeleri izleyebilmelerini teminen gerekli tedbirleri
almalıdır.
Bunun yanı sıra üreticilerin de, konuya gereken
ilgiyi göstererek, kendi konularına giren direktifleri ilgili kamu
kuruluşlarından temin etmeleri ve bu doğrultuda gerekli yatırımları
gerçekleştirme sürecine girmeleri önemlidir.
Soru 6: Teknik mevzuat uyumuna AB’nin
desteği ne olacaktır?
Cevap 6: Teknik mevzuat
uyumuna ilişkin olarak AB’nin MEDA-II programı kapsamında “Türkiye’nin kalite
altyapısının geliştirilmesine destek” konulu teknik yardım projesi AB Komisyonu
tarafından onaylanmış ve buna ilişkin anlaşma metni de 17 Nisan 2001 tarihinde
AB Komisyonu yetkilisi ile projenin taraflarından olan Dış Ticaret Müsteşarlığı,
Hazine Müsteşarlığı ve Kalder yetkililerince imzalanmıştır.
Projenin süresi beş yıldır. Proje kapsamında AB
tarafından 13 milyon EURO’luk hibe şeklinde finansal destek sağlanacaktır.
Projenin 2001 Temmuz ayı sonunda faaliyete geçmesi planlanmaktadır.
Proje, Türkiye’nin AB üyeliği için adaylık statüsü
çerçevesinde katılım kriterini de dikkate alarak;
- Türkiye’deki teknik mevzuat uyum sürecini ve Türkiye’nin
kalite altyapısının AB’ninkine yakınlaştırılmasını kolaylaştırmayı,
- iş çevrelerini kendi kapasiteleri dahilinde iç pazar
araçlarının bir parçası olan kalite gerekleri ile uyumlu mal üretmeleri için
desteklemeyi,
- Türkiye’de, Türk özel sektörü, kamu sektörü ve tüketiciler
arasında Avrupa Birliği mevzuatının benimsenmesinin önemi konusunda ilgi
yaratmayı amaçlamaktadır.
Diğer taraftan, İdari İşbirliği Fonu ve AB üyesi
ülkelerin ülke bazında imkanları dahilinde yürütülmesi planlanan benzeri
projeler de mevcuttur. MEDA Programı kapsamında daha büyük miktarlarda finansal
destek yapılması konusundaki AB Komisyonu çalışmaları da devam
etmektedir.
Soru 7: Bu Kanun ile AB
teknik mevzuatına uyum tam olarak sağlanmış olacak mıdır?
Cevap 7: Çerçeve Kanun, AB
teknik mevzuatının ülkemiz mevzuatına aktarılmasını kendi başına sağlayan bir
Kanun değildir. Tam uyum, ilgili kamu kuruluşlarının AB’nin ürün bazındaki
mevzuatını milli mevzuatımıza dahil etmesi ve bu mevzuatı, Çerçeve Kanun ve
uygulama yönetmeliklerinde yer alan hükümleri de dikkate alarak etkin bir
şekilde uygulamaları ayrıca, uygunluk değerlendirmesi konusunda faaliyette
bulunacak uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşların AB’deki
sisteme paralel olarak ülkemizde oluşturulması ile mümkün
olacaktır.
Soru 8: “Çerçeve Kanun”
ülkemiz ekonomisine ne kazandıracaktır?
Cevap 8: Çerçeve Kanun
yasalaşması ile birlikte, Türkiye-AB Gümrük Birliği kapsamında teknik mevzuat
uyumu konusundaki taahhütlerimizin yerine getirilmesi ve ülkemizde AB sistemine
paralel bir standardizasyon sistemi oluşturulması için gerekli hukuki altyapı
sağlanmış ve uygulamaya ilişkin ortak kurallar belirlenmiş olacaktır.
AB standardizasyon sistemine paralel bir sistemin
ülkemizde tatbiki ile Türk sanayiinin yapısı, yüksek teknolojiye sahip ve yüksek
katma değerli ürünler üreten bir şekle dönüşecektir. Bu dönüşüm, üretim ve
istihdamda önemli bir paya sahip KOBİ’lerin de teknolojik kapasitelerinin
artmasına neden olacaktır.
Teknik mevzuat uyumunun tamamlanması ve Türk
Akreditasyon Kurumu’nun (TÜRKAK) faaliyete geçmesi ile birlikte oluşturulacak
yeni sistem sayesinde, ülkemizin dünya piyasalarına entegrasyonunun sağlanması
yönünde önemli bir mesafe alınmış olacaktır. İç piyasada yerli ürünlerin ithal
ürünler karşısındaki rekabet gücü, dış piyasalarda da Türk ürünlerinin pazar
payı giderek artacaktır. Türk ürünü imajı arzu ettiğimiz yerini
bulacaktır.
Tüm ürünlerin ilgili teknik düzenlemeler ve ürün
güvenliğine ilişkin kriterler çerçevesinde üretilerek piyasaya sunulacak olması,
tüketicilerimizin giderek daha yaygın bir biçimde dünya standartlarında ve daha
kaliteli ürünleri kullanmalarına imkan tanıyacaktır.
Ülkemizin dünya piyasaları ve AB ile entegrasyon
konusundaki hedefi değişmedikçe, gerçekleştirilecek bütün uyum çalışmalarının
uzun vadede sağlayacağı olumlu etkilerin kısa vadeli sorunlardan daha fazla
dikkate alınması gerekir. Ülkemizin bölgesel entegrasyonların etkisinin giderek
arttığı dünya ticaretinden daha fazla pay almasının yollarından birisi, bu
entegrasyona dahil olma konusunda gerekli çabayı göstermesidir. Standardizasyon
konusundaki çok karmaşık olan sistemlerin diş ticaret hacmimizin hemen hemen
yarısını gerçekleştirdiğimiz AB tarafından belirlendiği dikkate alındığında,
karar alma mekanizmalarında yer alacağımız zamana kadar oldukça karmaşık olan
söz konusu sistemin ülkemiz ekonomisindeki tüm kesimler tarafından öğrenilmesi
ve hakkıyla uygulanması sürecinin bir an önce başlatılması
gerekir.
Soru 9: Çerçeve Kanun ve
uyum kapsamındaki teknik mevzuat yürürlüğe girdiğinde, yurdumuzda üretilen
mallar serbestçe AB pazarına girebilecek midir?
Cevap 9: 1/95 sayılı
Ortaklık Konseyi Kararı’nın hedeflerinden birisi de malların serbest dolaşımının
tam olarak sağlanmasıdır. Bu nedenle, ticarette teknik engellerin kaldırılması
konusundaki Topluluk araçlarının ülkemiz tarafından üstlenilmesi öngörülmüş ve
bunun sağlanması için gerekli olan zaman da dikkate alınarak 5 yıllık bir geçiş
dönemi verilmiştir.
2/97 sayılı OKK’nın I No.lu Eki’nin 7 ve 8 inci
maddelerinde; uyumunu gerçekleştirdiğimiz mevzuat çerçevesinde Topluluğa yapılan
atıfların Türkiye Cumhuriyeti topraklarını da kapsayacak şekilde anlaşılacağını
ve bu mevzuatta AB üyesi ülkelere, bunların kamu ve özel kuruluşlarına veya
kişilere birbirleri ile ilgili olarak tanınan hakların Türkiye için de geçerli
olacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm, uyumunu tamamladığımız bir ürün için
ülkemizin “üçüncü ülke” statüsünden çıkarılmasına imkan vermesi açısından son
derece önemlidir.
Ancak, hukuksal altyapının kurulması elbette ki
tek başına yeterli değildir. Bu hukuksal altyapının öngördüğü hükümlerin yerine
getirilmesi yeterli teknik altyapının oluşturulmasına da bağlıdır. Diğer bir
ifade ile, uygunluk değerlendirme kuruluşları ile onaylanmış kuruluşların
görevlerini layıkıyla yerine getirdiklerine dair güvenin AB’de tesis edilmesi
gerekmektedir. Bu da uluslararası teknik kriterlere uygun, bağımsız ve tarafsız
uygunluk değerlendirme kuruluşlarının faaliyete geçmeleriyle
sağlanacaktır.
Bu konudaki kilit unsurlardan birisi Türk
Akreditasyon Kurumu’nun kuruluşunu tamamlayıp faaliyete geçmesi ve yapacağı
akreditasyon faaliyetlerinin AB tarafından kabul edilebilir niteliğe sahip
olmasıdır.
Soru 10: Uygunluk
değerlendirme faaliyetleri sonucunda verilen uygunluk belgesi ve uygunluk
işaretlerinin üreticiye maliyeti ne kadardır ?
Cevap 10: Bu işaretlerin
üreticiye maliyeti, ürünün taşıdığı risk derecesine göre takip edilecek olan
uygunluk değerlendirme yöntemine, ürünün birden fazla direktif kapsamına girip
girmediğine ve uygunluk değerlendirme kuruluşu veya onaylanmış kuruluşun söz
konusu ürünle ilgili olarak gerçekleştireceği test, deney ve belgelendirme
faaliyetlerinin kapsamına göre farklılık arz etmektedir. Ayrıca, AB üyesi
ülkelerde, bir ürün için yapılan aynı uygunluk değerlendirme işlemleri için
farklı fiyatlar uygulanabilmektedir.
Çerçeve Kanun ve uygulama yönetmeliği çerçevesinde
Türkiye’de faaliyete geçecek olan uygunluk değerlendirme kuruluşları ve
onaylanmış kuruluşların sayısının giderek artacağı tahmin edilmektedir. AB üyesi
ülkelerde hizmet ücretlerinin genelde yüksek olduğu dikkate alınırsa, Türkiye’de
test, muayene ve belgelendirme konusunda hizmet verecek söz konusu kuruluşların
talep edecekleri ücretlerin AB üyesi ülkelerdekilere kıyasla daha düşük olacağı
tahmin edilmektedir.
Soru 11: “CE uygunluk
işareti” nedir ?
Cevap 11: “CE uygunluk
işareti”, Fransızca’da “Avrupa normlarına uygunluk” anlamına gelen “conformite
européenne” sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. “CE” işareti, bir ürünün
belirlenen sağlık, güvenlik, çevrenin ve tüketicinin korunması gereklerine uygun
olduğunu gösteren bir Birlik işaretidir.
Soru 12: “CE uygunluk
işareti”nin önemi nedir ?
Cevap 12: “CE” işareti,
ürüne bu işaretin iliştirilmesini zorunlu kılan ilgili teknik düzenlemeye
uygunluğu ve güvenliği gösteren bir işaret olmasının yanı sıra, ticari açıdan
da, ürünlerin bir AB üye ülkeden diğerine dolaşımı sırasında bir çeşit pasaport
işlevi görmektedir. AB’de “CE” işareti kapsamına alınan ürünlerin bu işaret
olmaksızın pazara sunulması mümkün değildir. Bu kural, hem iç piyasada üretilmiş
olan ürünler için hem de üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünler için
geçerlidir.
Türkiye’deki ihracatçıların da AB’ye yapacakları
ihracatta “CE” işareti konusuna dikkat etmeleri gerekmektedir. Nitekim AB üyesi
ülkelere ihracat yapan firmalarımız, halihazırda AB’de yerleşik onaylanmış
kuruluşa uygunluk değerlendirmesi yaptırıp ürünlerine "CE" işareti iliştirdikten
sonra ihracatlarını gerçekleştirebilmektedirler.
Diğer taraftan, bu işaretin kullanılabilmesi için,
ürün piyasaya arz edilmeden önce uygunluk değerlendirme işlemine tabi tutulmakta
ve bu suretle güvensiz bir ürünün piyasaya girmesi engellenmektedir. Bu da
tüketicilerin korunmasını sağlanmaktadır.
Soru 13: Türkiye’de iç
piyasaya yönelik olarak “CE uygunluk işareti”nin uygulanmasına ne zaman
başlanacaktır ?
Cevap 13: Çerçeve Kanun ve
uygulama yönetmelikleri ile yetkili kuruluşlarca AB’nin Yeni Yaklaşım politikası
kapsamındaki Direktiflerine paralel olarak hazırlanan teknik düzenlemelerin
yürürlüğe girmesini müteakiben ülkemizde üretilerek veya ithal edilerek iç
piyasaya arz edilecek ürünlerin de “CE” işareti taşıması zorunlu hale
gelecektir.
Ürüne “CE” işareti iliştirilmesini öngören AB
direktifleri, uyumdan sorumlu yetkili kuruluşlarca uyumlaştırılarak mevzuat
haline getirilirken, imalatçıların yeni koşullara uyum sağlamasına imkan vermek
amacıyla, ürünün özellikleri ve sektörün durumu dikkate alınarak 2-3-5 yıl gibi
belirli bir geçiş süresi tanınacaktır. Bu çerçevede, sözkonusu geçiş süresi
boyunca isteyen imalatçı ilgili ürün yönetmeliği ve “CE” işaretinin
iliştirilmesine ilişkin kurallara göre, isteyen imalatçı da ilgili ürün
yönetmeliğinin yayımlandığı tarihten önce yürürlükte bulunan teknik mevzuata
göre üretim yapacak ve ürününü piyasaya arz edecektir.
Soru 14: “CE uygunluk
işareti” ürüne nasıl iliştirilir ?
Cevap 14: Bu işareti
kullanabilmesi için üreticiye çeşitli alternatifler sunulmuştur. Düşük risk
taşıyan ürünlerin direktifin güvenlik koşullarına uygunluğu, üreticinin kendisi
tarafından test edilebilmektedir.
Yüksek risk taşıyan ürünlerin ise (örneğin, bazı
tıbbi cihazlar ve ağaç işlemeye mahsus makinalar) mutlaka, AB tarafından
tanınmış ve Topluluk Resmi Gazetesi'nde adı ve kimlik numarası yayımlanmış
yetkili test ve belgelendirme kuruluşları (onaylanmış kuruluşlar) tarafından
test edilmesi gerekmektedir.
Üretici, üretimde uyması gereken teknik özellikler
konusunda direktifleri değil, Avrupa standartlarını hazırlayan kuruluşlardan CEN
ve CENELEC tarafından hazırlanan AB’nin uyumlaştırılmış standartlarını baz
alabilmektedir. Bu yolu seçtiği takdirde, ürettiği ürünlerin direktifin
gereklerine uygun olduğu varsayılmaktadır.
Bu metotlardan herhangi biri kullanılarak
uygunluğu tespit edilen ürün için, piyasaya arz edilmeden önce, üretici
tarafından “Uygunluk beyanı” düzenlenir ve ürünün üzerine, ambalajına veya
beraberindeki belge üzerine “CE” işareti iliştirilerek piyasaya arz
edilir.
Soru 15: Hangi ürünlere
“CE uygunluk işareti” iliştirilmesi zorunludur ?
Cevap 15: AB’nin Yeni
Yaklaşım politikası çerçevesinde hazırladığı direktifler kapsamına giren
ürünlere CE işareti iliştirilmesi zorunludur. AB’nin Yeni Yaklaşım Direktifleri
aşağıda belirtilmiştir.
|
|
Direktifin kapsadığı ürün
grubu
|
Mevzuat uyumundan sorumlu
kuruluş
|
|
1
|
Alçak gerilim cihazları
|
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
|
|
2
|
Basit basınçlı kaplar
|
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
|
|
3
|
Oyuncakların güvenliği
|
Sağlık Bakanlığı
|
|
4
|
İnşaat malzemeleri
|
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı
|
|
5
|
Elektromanyetik uyumluluk
|
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
|
|
6
|
Makinalar
|
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
|
|
7
|
Kişisel korunma teçhizatları
|
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
|
|
8
|
Otomatik olmayan tartı
aletleri
|
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
|
|
9
|
Vücuda yerleştirilebilen aktif tıbbi
cihazlar
|
Sağlık Bakanlığı
|
|
10
|
Gaz yakan aletler
|
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
|
|
11
|
Sıvı ve gaz yakıt ile çalışan yeni sıcak su
kazanları
|
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
|
|
12
|
Sivil amaçlı patlayıcıların piyasaya arzı ve
piyasa gözetimi ve denetimi
|
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
|
|
13
|
Tıbbi cihazlar
|
Sağlık Bakanlığı
|
|
14
|
| |